Türkiye’nin Savunma Sanayiindeki Dönüşüm ve Kazanımlar
Son yirmi beş yılda Türkiye’nin savunma sanayisi, dışa bağımlılıktan özgün tasarım ve yüksek teknolojili ihraç kapasitesine doğru köklü bir dönüşüm geçirdi. 2002’de birkaç düzine firma ve onlarca projeyle sınırlı kalan ekosistem, 2024-2026 döneminde binlerce firmaya, binlerce projeye ve yüz milyar doları aşan proje hacmine ulaştı; bu büyüme hem üretim hem de yetkinlik seviyesinde belirgin bir sıçrama sağladı.
İhracat, AR-GE ve yerlileşme oranlarındaki artış sektörü küresel pazarda rekabet eden bir oyuncu haline getirdi. 2002’de 248 milyon dolar olan savunma ve havacılık ihracatı 2025’te 10 milyar doları aştı; aynı zamanda yıllık AR-GE harcamaları ve yerlilik oranları da katlanarak yükseldi. Sektörün istihdam kapasitesi büyürken çalışan profilinin gençleşmesi de dikkat çekiyor.
Hazır Alımdan Komple Yerli Üretime
Tedarik anlayışı, lisanslı üretim ve teknoloji transferinden milli geliştirme, özgün tasarım ve kritik alt sistemlerin yerlileştirilmesine evrildi. Bu evrim; zırhlı araçlardan İHA’lara, savaş gemilerinden hava savunma ve elektronik harp sistemlerine kadar geniş bir ürün ve teknoloji yelpazesinin yerli olarak geliştirilmesini beraberinde getirdi.
İnsansız Sistemlerden Muharip Uçaklara
İnsansız hava araçları alanındaki atılımlar, sektördeki görünürlüğün en somut örneklerinden oldu. Bayraktar TB2 ile başlayan süreç; AKINCI ve KIZILELMA gibi daha yüksek kapasiteli platformlarla taktikten stratejiğe uzanan bir güç aktarımı sağladı. ANKA ve AKSUNGUR gibi uzun menzilli keşif platformları ile insanlı programlarda KAAN ve HÜRJET gibi projeler de havacılık kabiliyetlerini ileri taşıdı.
Denizcilikte MİLGEM ve MİLDEN Etkisi
MİLGEM programı, yerli savaş gemisi tasarım ve entegrasyon yeteneğinin temelini oluşturdu; bu kazanımlar MİLDEN ile denizaltı platformlarına taşınıyor. TF-2000 gibi projeler ise açık denizde uzun menzilli hava savunması yeteneğini güçlendirmeyi hedefliyor. TCG ANADOLU ile TB3 birlikteliği yeni deniz-hava harekat yaklaşımlarını mümkün kıldı.
Katmanlı Hava Savunması ve Hassas Taarruz Yeteneği
HİSAR ve SİPER gibi sistemler, farklı irtifa ve tehditlere karşı milli bir mimari içinde sensör, komuta-kontrol ve füze entegrasyonunu sağladı. ÇELİK KUBBE yaklaşımıyla daha geniş bir ağ altında entegre hava savunması hedeflenirken SOM, ATMACA ve KARA ATMACA gibi silahlar uzun menzilli, hassas taarruz kabiliyetini güçlendirdi.
Motorlar, Radarlar ve Kritik Teknolojide Bağımsızlık
ALTAY ana muharebe tankı etrafında oluşan ekosistem, zırh ve aktif koruma sistemleri gibi kritik alt yapı kazandırırken yerli motor ve güç grubu geliştirme ihtiyacını da netleştirdi. KORAL, milli radar sistemleri ve çeşitli motor projeleri; platform bağımsızlığını sağlayacak güç, sensör ve elektronik yetkinliklerin tamamlanmasına katkı sunuyor.
İhracat Modelinde Hizmet ve İşbirliği Odaklı Dönüşüm
İhracat stratejisi artık sadece ürün satışıyla sınırlı değil; eğitim, bakım, entegrasyon, ortak üretim ve teknoloji işbirliği gibi hizmetler de teklif paketlerinin ayrılmaz parçaları. Türk savunma ürünleri çok sayıda ülkeye ihraç ediliyor ve farklı platform tiplerinde küresel kullanım kazanıyor.
Geleceğe dönük hedefler arasında kritik teknolojilerde derin bağımsızlık, yüksek hacimli seri üretim kapasitesinin oluşturulması ve küresel pazarda kalıcı payın artırılması yer alıyor. Bu hedefler, sektörün hem stratejik hem de ekonomik etkinliğini daha da güçlendirmeyi amaçlıyor.