Filenin Sultanları: Türkiye’nin Yükselişi

Filenin Sultanları: Türkiye’nin Yükselişi
Yayınlama: 09.09.2026
A+
A-

Türkiye A Milli Kadın Voleybol Takımı, Milletler Ligi ve Avrupa Şampiyonası’nda elde ettiği başarılarla uluslararası arenada büyük saygı gördü. Bu başarıların arkasında uzun yıllara yayılan emek, altyapı çalışmaları ve kulüp-federasyon iş birliği yatıyor.

Eski kaptan Selcan Çağlar, Oksijen TV’ye verdiği röportajda, bugünkü konumun nasıl inşa edildiğini ve sahadaki zorlukları anlattı. Genç sporcuların yeteneğinin tek başına yeterli olmadığını, disiplinli çalışma ve sistematik altyapı oluşturmanın belirleyici olduğunu vurguladı.





Geçmişten Günümüze Emek ve Yatırım

Çağlar, Adapazarı’nda oynanan bir Türkiye Şampiyonası maçından örnek vererek, salonların doluluğunu ve taraftar şiddetiyle karşılaştıkları zor anları hatırlattı. Ancak tüm zorluklara rağmen voleybolun kadınlar için bir prestij ve spor alanı haline geldiğini ifade etti. “AŞAMA 50 YIL İÇİNDE OLDU” ifadesiyle sürecin uzun soluklu olduğunu belirtti.

Eczacıbaşı’nın 1966’da başlattığı yapılanmanın, 1980’de elde edilen Avrupa ikinciliğiyle meyvesini verdiğini; bunun arkasında vizyon ve yönetim becerisinin yattığını anlattı. 2000’li yıllarda federasyonun ve kulüplerin artan katkısıyla genç kategorilerdeki başarıların çoğaldığını, U18 ve U23 ekiplerinin dünya ve Avrupa sahnesinde isim yaptığını ekledi.

Lige ve Milli Takıma Katkılar

Liglerde yabancı oyuncu sınırlamasının (en fazla üç oyuncu) milli takımın güçlenmesinde önemli rol oynadığını belirtti. Bu politikanın, yerli oyuncuların forma şansını koruyarak milli takıma katkı sağladığını ve diğer spor dallarında aynı yaklaşımın yaygın olmadığını dile getirdi.

Çağlar, kulüplerin özel sektör desteğiyle ivme kazandığını, Vakıfbank, Türk Hava Yolları, Halkbank gibi kurumların voleybola sahip çıkmasının lig kalitesini yükselttiğini söyledi. 1996’da federasyonun yaptığı düzenlemelerle A takımdan genç takımlara kadar hiyerarşik bir yapı kurulduğunu ve maç istatistikleri gibi profesyonel uygulamaların getirildiğini anlattı.

“Atatürk’ün Kızları” Unvanının Doğuşu

Başarıların halk nezdinde yankı bulmasıyla birlikte gazeteci Kahraman Bapçum’un takım için kullandığı “Atatürk’ün Kızları” ifadesinin büyük anlam taşıdığını söyledi. Bu tanımlamanın, Türk kadınının spor sahnesindeki temsilini ve toplumdaki saygınlığını pekiştirdiğini belirtti.

2003’te Ankara’da düzenlenen Avrupa Şampiyonası’nın Türkiye’ye verilmesi, o dönemki ekibin ödüllendirilmesi ve yükselişin somut bir işareti oldu. 2012 Londra Olimpiyatları’na katılmanın ise bir dönüm noktası olduğunu; o yıl kadın sporcu sayısının erkekleri geçtiğini ve bunun önemini vurguladı.

Tabana Yayılma ve Sürdürülebilir Başarı

Her başarılı maçın ardından voleybola olan ilginin arttığını, Eczacıbaşı’nın spor okuluna kısa sürede yüzlerce kızın başvurduğunu anlattı. Federasyonun voleybol okulları ve illerdeki teşvik programlarıyla tabanı genişlettiğini, bu sayede seçme-elme süreciyle yetenekli sporcuların ortaya çıktığını söyledi.

Sonuç olarak, takım sporlarında sürdürülebilir başarı için altyapı yatırımı, yönetim vizyonu, kulüp-federasyon-özel sektör iş birliği ve tabana yayılma stratejisinin bir arada yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Bu süreç, Türkiye voleybolunu dünya sıralamasında üstlere taşıdı.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.