Ons ve Gram Altında Sert Düşüş ve Piyasaya Etkileri
Küresel piyasalarda ons altın yeni haftaya güçlü satışlarla başladı; önceki kapanışa göre değerinde belirgin bir düşüş görüldü. Bugün erken işlemlerde ise satış baskısı hafifleyerek fiyatlarda kısmi toparlanma sinyalleri verdi.
Spot piyasada işlem gören gram altın da gerileme gösterdi; yatırımcılar kısa vadeli riskleri ve makro verileri yakından takip ediyor.
Altındaki Baskının Temel Nedenleri
Altındaki düşüşün arkasında birden fazla etken bulunuyor: ABD tahvil getirilerindeki yükseliş, doların güçlenmesi ve teknik destek seviyelerinin kırılması bu süreçte öne çıkan başlıca unsurlar. Özellikle ABD 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 5,27 seviyesine yükselmesi, değerli metale yönelen baskıyı artırdı.
Ayrıca yüksek seyreden petrol fiyatlarının enflasyon kaygılarını canlı tutması, güçlü gelen ABD ekonomik verilerinin FED’in yeniden faiz artırma beklentilerini güçlendirmesi gibi faktörler altının kısa vadeli görünümünü zorlaştırıyor.
Yakın Vade İçin Öne Çıkan Veri Akışı
Piyasalar bu hafta açıklanacak kritik ABD verilerine odaklandı: Çarşamba günü yayımlanacak PCE enflasyon verisi ve cuma günü beklenen tarım dışı istihdam rakamları FED’in faiz patikasına ilişkin beklentileri doğrudan etkileyebilir. Beklentilerden güçlü gelecek veriler, faiz beklentilerini yukarı çekerek altın üzerindeki baskıyı artırabilir.
1 Ekim ve Çinli Yatırımcı Uyarısı
Saxo Bank Emtia Stratejisti Ole Hansen, altın fiyatlarındaki zayıflığın yükselen reel tahvil getirileri, güçlenen dolar ve teknik satış baskısının bir kombinasyonundan kaynaklandığını belirtti. Hansen, 1 Ekim’de başlayacak tatil öncesinde Çinli yatırımcıların kar realizasyonlarının düşüşü daha da derinleştirebileceği uyarısında bulundu.
Hansen ayrıca ABD 10 yıllık reel tahvil getirisinin yüzde 2,85 ile son 18 yılın en yüksek seviyesine çıkmasının, faiz getirisi sağlamayan altının taşıma maliyetini artırdığını vurguladı.
ETF Talebi ve Uzun Vadeli Görünüm
Öte yandan altın borsa yatırım fonlarına (ETF) olan talep dikkat çekiyor. Hansen, asıl sorunun bu talebin kalıcı olup olmayacağı olduğunu belirterek, yatırımcıların özellikle faiz duyarlılığı daha düşük ve borçlanma maliyetlerinin etkilerinden daha fazla kaygılı kesimden gelip gelmeyeceğinin önemli olduğunu ifade etti.
Daha yüksek tahvil getirilerinin kısa vadede altını baskılayabileceği; ancak artan mali baskı ve borç ödeme maliyetlerinin, finansal risklere karşı korunma arayan yatırımcılar nezdinde uzun vadede altına olan talebi destekleyebileceği değerlendiriliyor.