Hürmüz Boğazı’nda Gerilim ve Denizcilik Kayıpları
28 Şubat’ta ABD ile İsrail’in İran’a yönelik başlattığı hava taarruzları, ülkenin askeri tesisleri, nükleer altyapısı ve üst düzey hedeflerini vurdu. O dönemdeki dini lider Ali Hamaney’in yaşamını yitirdiği bildirildi; bu gelişme bölgedeki tansiyonu daha da yükseltti.
İran, misilleme olarak füze ve insansız hava aracı saldırılarını devreye soktu ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini fiilen sınırlandırdı. Bu süreçte bazı gemilere yönelik uyarılar yapıldı ve rotaları onaylanmamış deniz araçlarına saldırılar gerçekleştirildi. ABD ise İran limanlarına deniz ablukası uyguladı.
Deniz Ulaşımı ve Güvenlikte Artan Tehdit
Hürmüz Boğazı, küresel petrol taşımacılığında kritik bir geçit olup savaştan önce dünya petrolünün yaklaşık beşte birinin buradan geçtiği tahmin ediliyordu. Çatışmaların başlamasıyla birlikte yalnızca tankerler değil; konteyner ve kuru yük gemileri de artan saldırıların hedefi haline geldi. Deniz güvenliği kuruluşları, bölgedeki risklerin kapsamının genişlediği uyarısını yaptı.
Batmış Gemiler ve Bölgedeki Durum
Son on günde Hürmüz Boğazı ve çevresinde ticari gemilere yönelik saldırıların yoğunluğu arttı. Reuters kaynaklı açıklamaya göre iki ayrı olayda bir konteyner gemisi ile bir kuru yük gemisinin batığı doğrulandı. İran Devrim Muhafızları, gemilerden birinin mayına çarptığını duyurdu.
Tahran kaynakları ayrıca söz konusu geminin yasadışı yük taşıdığı ve tehlikeli bir rotada ilerlediğini iddia etti. Sosyal medyada yayılan görüntülerde, batan kargo mallarını teknelerle toplamaya çalışan kişilerin olduğu görüldü. İran yönetimi, ABD’nin uyguladığı abluka ve yeni yaptırımlara karşılık bölgedeki saldırılarını artırdığını belirtti.
Bu gelişmeler küresel deniz ticareti ve enerji hattı güvenliğine ilişkin endişeleri tırmandırdı; bölgedeki saldırılar ve ablukalar, uluslararası lojistik akışını ve enerji arz güvenliğini tehdit eder hale geldi.