AB’nin ‘Made in Europe’ düzenlemesi Türkiye’yi dışlayabilir
Avrupa Birliği, sanayisini güçlendirmek ve dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla kamu alımlarında ve teşviklerde Avrupa menşeli ürünlere öncelik veren bir yaklaşım getirdi; bu düzenleme otomotiv, çelik, çimento, alüminyum ve temiz enerji teknolojileri gibi stratejik sektörleri hedefliyor.
Yeni kuralların hangi ürünlerin “Avrupa üretimi” sayılacağına ilişkin belirsizlik, özellikle Gümrük Birliği’ne üye Türkiye ile diğer önemli ticaret ortakları arasında endişe yarattı.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Brüksel’de yaptığı görüşmelerde Türkiye’nin bu düzenlemede dışlanmaması gerektiğini belirterek, Gümrük Birliği kapsamındaki ürünlerin ayrımcılığa uğramaması gerektiğini savundu.
Türkiye ile AB arasındaki yıllık ticaret hacmi 233 milyar dolara, otomotiv ticareti ise 62 milyar dolara ulaşıyor; bu yoğun tedarik ve üretim ilişkileri Ankara’nın korunma talebini güçlendiriyor.
Fransa, kamu desteklerinin ağırlıklı olarak AB içinde üretilen ürünlere yönlendirilmesini isterken Almanya, AB ile entegre ticaret ortaklarının da desteklerden yararlanabilmesini savunuyor; iki ülke arasındaki uzlaşma İngiltere’nin belirli koşullarla otomotivde düzenlemeye katılmasının önünü açtı.
Ancak bu yaklaşımın uzlaşmaya vardığı otomotiv maddesi Türkiye, Japonya ve Güney Kore gibi diğer önemli ortakları kapsamıyor; düzenlemenin yürürlüğe girmesi için tüm üye ülkelerin ve Avrupa Parlamentosu’nun onayı gerekiyor.
Ankara diplomatik girişimlerini yoğunlaştırdı; Ticaret Bakanı’nın Temmuz’daki Brüksel görüşmeleri, Ekim başındaki temasları ve sektör temsilcileriyle yapılan toplantılar, Türkiye’nin Gümrük Birliği statüsünün korunması ve otomotiv sektörünün düzenlemenin kapsamına alınması taleplerini gündeme taşıdı.
Otoda üretim yapan şirketler ve bazı ülkeler de düzenlemenin kapsamına alınma veya iş birliği önerileri getiriyor; örneğin Toyota, Avrupa ile birlikte üretim yapılmasının rekabet gücünü koruyacağını ifade etti.
AB’nin sanayiyi koruma hedefiyle uluslararası üretim ortaklıkları arasında nasıl bir denge kuracağı, müzakerelerin temel konusu olmaya devam ediyor ve düzenlemenin kesin kapsamı henüz netleşmedi.