“Bayram gelmiş neyime”
Osman Yılmaz, DEVA Partisi Bursa Ekonomi ve Finans Politikalarından Sorumlu İl Başkan Yardımcısı, 2025 yılı Türkiye ekonomisine ilişkin çarpıcı ve sert bir değerlendirme yaptı. Yılmaz, yaklaşan Ramazan Bayramı öncesinde milyonlarca vatandaşın yaşadığı ekonomik sıkıntıya dikkat çekerek, “Bayram gelmiş neyime” sözleriyle özetlenen bir tabloya işaret etti.
“Bayram var ama sevinç yok”
Yılmaz, değerlendirmesine, Cemil Cankat’a ait ve Emel Taşçıoğlu tarafından seslendirilen “Bayram Gelmiş Neyime” türküsünü hatırlatarak başladı. Türkiye’de geniş kesimlerin yaşadığı ekonomik daralmayı bu sözlerle ifade eden Yılmaz, toplumun önemli bir bölümünün bayramı karşılayacak durumda olmadığını vurguladı.
“Bayram geliyor ama milyonlar için hiçbir anlam ifade etmiyor. Çünkü insanlar artık geçinemiyor” diyen Yılmaz, özellikle asgari ücretli ve emeklilerin yaşadığı tabloyu “derin bir yoksulluk krizi” olarak nitelendirdi.
Açlık sınırının altında bir yaşam
Türkiye’de milyonlarca insanın açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verdiğini belirten Yılmaz,
“Bugün asgari ücretli de emekli de ay sonunu getiremiyor. Sofralar küçülmüş, umutlar tükenmiştir” ifadelerini kullandı.
Artan enflasyon karşısında maaşların hızla eridiğini vurgulayan Yılmaz, alım gücündeki dramatik düşüşün toplumun geniş kesimlerini doğrudan etkilediğini söyledi.
“Gençlik umutsuz, annelerin yüreği kanıyor”
Ekonomik krizin en ağır sonuçlarından birinin genç işsizliği olduğunu belirten Yılmaz, ne eğitimde ne de istihdamda yer alan yaklaşık 6,5 milyon gence dikkat çekti.
“Bu sadece ekonomik bir veri değildir; bu, annelerin yüreğine düşen ateştir” diyen Yılmaz, gençlerin geleceksizliğe itildiğini ve bunun toplumsal bir kırılmaya yol açtığını ifade etti.
“Gülmeyi unutan bir toplum yaratıldı”
Toplumun psikolojik olarak da ağır bir yük altında olduğunu dile getiren Yılmaz,
“İnsanlar artık gülmeyi unuttu. Her geçen gün biraz daha yoksullaşıyor, biraz daha umutsuzlaşıyor” dedi.
Bayramların paylaşma ve sevinç zamanı olması gerekirken, bugün geniş halk kesimleri için kaygı ve hesap günü haline geldiğini belirten Yılmaz, ekonomik politikaların toplum üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekti.
“Bu tablo kader değil”
Osman Yılmaz; ” Bayram gelmiş neyime anam anam garibem
Kan damlar yüreğime anam anam garibem
Yaralarım sızlıyor anam anam garibem
Gülmek benim neyime anam anam garibem
Cemil Cankat’a ait ‘’ bayram gelmiş neyime’’ adlı yukarıdaki türküyü sanatçı Emel Taşcıoğlu çok güzel söyler.
Türkiye’de açlık sınırının altında yaşayan milyonlarca asgari ücretli ve emeklinin durumunu düşündükçe, bu hafta kutlayacağımız Ramazan Bayramı vesilesiyle bu türkü hatırıma geldi.
Milyonlar geçim sıkıntısı altında bayramın gelmesine sevinemiyor. Gülmeyi unutmuşlar, her gün alım güçleri eriyor, ne eğitimde ne işte olan 6,5 milyon genç işsiz anaların yüreğini sızlatıyor.
Türkiye ekonomisinin 2025 deki performansı da bayram tadında değil ne yazık ki
BÜYÜME 2025 de %3,6, gayri safi milli hasılamız 1,6 trilyon dolar, kişi başı gelirimiz 18.040 dolar olmuş
Ama bu gelirin %48 ini ilk %20 lik dilimde yer alan zenginler almış, açlık (32.365 TL) ve yoksulluk (105.424 TL)sınırının altında yaşayan milyonlarca vatandaşımız sadece %6 sını almış
Ülkenin can damarı olan sanayicilerimiz yüksek kredi faizleri, bastırılmış kurlar ve artan maliyetlerin gölgesinde %2,96 büyüyerek ortalamanın altında kalmış
Ülkemizin hayat kaynağı tarım üreticilerimiz bırakın büyümeyi %8,8 küçülmüş, tarımda başka ülkelere muhtaç hale gelmişiz
CARİ AÇIĞIMIZ 25,2 milyar dolar, DIŞ TİCARET AÇIĞIMIZ 92,90 milyar dolar, KAMU BORÇ STOĞUMUZ 196,8 milyar dolar, ÖZEL SEKTÖR BORÇ STOĞUMUZ 298,2 milyar dolar olmuş, ülke olarak gelirimiz giderimizi karşılamamış, açığımızı borçla finanse etmişiz.
ENFLASYON %30,89 olmuş, hayat resmi verilere göre %31 daha pahalanmış, oysa asgari ücretlilere %28 zam yapılmış, geçmişten gelen zam alacaklarını dışında 2026 yılının ilk iki ayında %9 a yakın alacaklı duruma düşmüşler. Milyonlarca emekli de açlık sınırının altında yaşıyor.
BÜTÇE AÇIĞIMIZ 1 trilyon 799 milyar TL olmuş, sadece faiz giderlerine ödediğimiz 2 trilyon 54 milyar TL bu bütçe açığının üstünde. Faiz kesimine bu ödemeleri yaparken, kaynağı olan vergi gelirlerinin %62,41’ni zenginlerden de fakirlerden de aynı oranda harcamalar üzerinden alınan KDV ve ÖTV’den , %37, 59^nu ise herkesin mali gücüne göre ödemesi gereken kazançlardan almışız. Oysa, bu oranların gelişmiş ülkelerde olduğu üzere tam tersi olması gerekir.
İŞSİZLİK %8 düzeyinde, ama iş aramadan ümidini yitirmiş, ne evde, ne eğitimde olan gençlerimizi hesaba kattığımızda %29 gibi çok yüksek bir işsizlik oranına sahibiz.
Esasen Türkiye’nin asıl sorunu istikrarsızlık ve güven sorunudur. Türkiye, Başkanlık Sistemi ile adeta yürütme, yasama ve yargının tek elde toplandığı, bir sözle faizlerin indirildiği, bir sözle çıkarıldığı, sık sık çıkan kararnamelerle kurumların yapılarının değiştirildiği, görevden alma ve atamaların gerçekleştirildiği bir ülke konumuna getirilmiştir.
Türkiye bu istikrarı ve güveni Genel Başkanımız ALİ BABACAN’ın ekonominin başında olduğu yıllarda, liyakatlı ekibiyle, şeffaf yönetimle, güçlü ve bağımsız çalışan kurumlarıyla, hukuk sistemine önem vererek sağlamış, Türkiye’yi uluslararası arenada saygın bir konuma getirerek, dünyanın 21. ekonomisi iken 16 ncı sıraya çıkarmış, kişi başına geliri 3.500 dolardan 12.500 dolara yükseltmiş, enflasyonu %7’lere düşürmüş, enflasyon tek haneli rakamlarda iken ücretlere %38’lere varan zam yapmıştır.
Bu nedenle geçmişte tecrübe edildiği üzere, hazırladığı eylem planları ile hukuk, demokrasi ve ekonomi alanında yapılacak yapısal reformlarla, Genel Başkanımız ALİ BABACAN önderliğinde liyakatlı kadrolarıyla önümüzdeki yıllarda Türkiye’yi her yönüyle gelişmiş ülkeler seviyesine çıkaracak tek parti DEVA PARTİSİ’dir.
Yüzlerin güldüğü, gerçek bayramların DEVA PARTİSİNİN iktidarında geleceği inancıyla vatandaşlarımızın Ramazan Bayramını tebrik ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

