Krediyle ev ve araç alanlar dikkat!
Hasar gören ya da tamamen yok olan bir mal için sigorta tazminatının doğrudan mal sahibine ödenip ödenemeyeceği tartışması yargıya taşındı. Anayasa Mahkemesi (AYM), mülkiyet hakkını ilgilendiren düzenlemeyi inceledi ve alacaklının onayını şart koşan kuralın anayasaya aykırı olmadığına hükmetti.
Karara konu olan durumda, sigortalı mal üzerinde banka rehni veya üçüncü bir kişinin hak sahipliği bulunması halinde sigorta şirketinin ödemeyi doğrudan mal sahibine yapamaması tartışıldı. Malatya’daki bir mahkeme, bu uygulamanın mülkiyet hakkını ihlal edip etmediğinin değerlendirilmesi için dosyayı AYM’ye taşımıştı.

ALACAKLININ RIZASI OLADAN ÖDEME YOK
AYM, sigortalı malın yok olması halinde mülkiyet hakkının sigorta tazminatı üzerinde devam ettiğini ancak bu bedelin aynı zamanda alacaklı açısından da bir teminat niteliği taşıdığını vurguladı.
Türk Medeni Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümlerine işaret eden Mahkeme, mal üzerinde rehin veya benzeri bir hak varsa, alacaklının rızası olmadan sigorta şirketinin ödemeyi doğrudan sigortalıya yapamayacağını belirtti.
Ayrıca sigorta şirketi, mal üzerinde rehin bulunduğunu biliyor ya da bu durum kendisine bildirilmişse, alacaklıya danışmadan ödeme yapması halinde sorumlulukla karşı karşıya kalabilecek.
“BANKA İZİN VERMEZSE NE OLACAK?”
Kararda, alacaklının keyfi biçimde onay vermemesi ihtimaline karşı hukuki yolların açık olduğuna da dikkat çekildi.
Buna göre sigortalı, mahkemeye başvurarak tazminat bedelinin yatırılacağı güvenli bir yerin (tevdi mahalli) belirlenmesini talep edebilecek. Ayrıca, alacaklının zarar görmediğini ileri sürerek tazminatın kendisine ödenmesi için tespit davası açma imkânı da bulunuyor.
HASAR DURUMUNDA İSTİSNA
Mal tamamen yok olmamış, sadece hasar görmüşse uygulama daha esnek işliyor. Sigorta tazminatının onarım veya malın eski haline getirilmesi amacıyla kullanılacak olması halinde, yeterli güvence sağlanarak ödeme alınabiliyor.
AYM, kararında alacaklının haklarının korunmasının kamu yararı kapsamında olduğunu belirterek mevcut düzenlemenin hak ve menfaatler arasında makul bir denge kurduğunu ifade etti.
