“Somut Zarar Yoksa Disiplin Soruşturması Olamaz”

“Somut Zarar Yoksa Disiplin Soruşturması Olamaz”
Yayınlama: 21.02.2026
A+
A-

HÜR-SEN’den Kamu İdarelerine Uyarı…

Hür-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Levent Kuruoğlu, kamu görevlilerinin özel hayatlarına ilişkin fiiller gerekçe gösterilerek başlatılan disiplin soruşturmalarına sert tepki gösterdi. Yazılı bir açıklama yapan Kuruoğlu, somut ve ölçülebilir bir kamu zararı ortaya konulmadan yürütülen disiplin süreçlerinin hem hukuka hem de Anayasa’ya aykırı olduğunu belirtti.

“Disiplin hukuku özel hayatı değil, kamu düzenini korur”

HÜR-SEN’e ulaşan bilgilere göre bazı kamu kurumlarının, memurların tamamen özel yaşam alanında gerçekleşen davranışlarını “hizmet dışında devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranış” kapsamında değerlendirerek disiplin soruşturması başlattığı, çeşitli idari yaptırımlar uyguladığı ve bazı durumlarda görev yeri değişikliklerine gittiği iddia edildi.

7

Açıklamada, disiplin hukukunun amacının idarenin iç düzenini ve kamu hizmetinin sağlıklı yürütülmesini güvence altına almak olduğu vurgulandı. Memurun özel yaşamına ilişkin bir fiilin disiplin soruşturmasına konu edilebilmesi için, söz konusu davranışın kamu hizmetini somut ve ölçülebilir biçimde olumsuz etkilediğinin açıkça ortaya konulması gerektiği belirtildi.

Kuruoğlu, “Aksi hâlde yapılan işlem, disiplin hukuku çerçevesini aşarak özel hayata müdahale niteliği taşır” ifadelerini kullandı.

Anayasa Mahkemesi kararı hatırlatıldı

HÜR-SEN açıklamasında, Anayasa Mahkemesi’nin 2014/167 sayılı bireysel başvuru kararına da atıf yapıldı. Söz konusu kararda, disiplin işlemlerinde özel hayata ilişkin eylemlerin mesleki hayata ve kurum işleyişine etkisinin somut, ikna edici ve ölçülülük ilkesine uygun şekilde ortaya konulması gerektiğinin açıkça vurgulandığı hatırlatıldı.

Anayasa’nın 20. maddesine dikkat çekilen açıklamada, herkesin özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu, bu hakkın kamu görevlileri için de geçerli ve tartışmasız bir anayasal güvence olduğu ifade edildi.

“Keyfî soruşturmalar kamu kaynaklarını da israf ediyor”

Sendika açıklamasında, yalnızca hukuki boyut değil, kamu kaynaklarının etkin kullanımı açısından da uyarıda bulunuldu. Somut bir zarar, kamu hizmetine doğrudan etki ya da kurum düzenini bozucu bir sonuç ortaya konulmadan başlatılan soruşturmaların hem hukuki dayanaktan yoksun olduğu hem de kamu kaynaklarının gereksiz kullanımına yol açtığı belirtildi.

Müfettiş ve muhakkik kapasitesinin gerçek ihtiyaç alanlarına yönlendirilmesi gerekirken, özel hayat alanına müdahale niteliği taşıyan işlemler nedeniyle idari süreçlerin gereksiz yere meşgul edildiği kaydedildi. Bu durumun hem kurumsal verimliliği düşürdüğü hem de personel üzerinde baskı oluşturduğu ifade edildi.

“Ön inceleme yapılmadan soruşturma açılmamalı”

HÜR-SEN, disiplin süreçlerinin başlatılmasında belirli kriterlerin gözetilmesi gerektiğini belirterek kamu idarelerine açık çağrıda bulundu. Buna göre:

  • Özel hayata ilişkin fiillerin mesleki hayata etkisi somut biçimde ortaya konulmalı,

  • Kurum işleyişine yönelik gerçek ve ölçülebilir bir risk bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir,

  • Memurun sicili ve geçmiş hizmet durumu dikkate alınarak ölçülülük ilkesi titizlikle gözetilmelidir.

Bu unsurlar ortaya konulmadan başlatılan disiplin süreçlerinin, Anayasa ile güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlali anlamına geleceği belirtildi.

“Hukuki mücadelemizi sürdüreceğiz”

Açıklamanın sonunda HÜR-SEN, kamu idarelerini hukuka, temel hak ve özgürlüklere ve ölçülülük ilkesine uygun davranmaya davet etti. Kamu görevlilerinin özel hayatına yönelik keyfî müdahalelere karşı hukuki mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği ifade edilerek kamuoyuna saygı ile duyuruda bulunuldu.

Sendika yetkilileri, konuyla ilgili başvuruların artması halinde sürecin yargıya taşınabileceğini de kaydetti.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.