TÜİK: Doğurganlık hızı geriledi, nüfus kendini yenileyemiyor
Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2025 verileri, ülke genelinde doğurganlıkta belirgin bir gerileme olduğunu ortaya koyuyor. Geçen yıl kaydedilen 895.374 canlı doğumla birlikte, toplam doğurganlık hızı kadın başına ortalama 1,42 çocuğa düştü; bu rakam, nüfusun yenilenme seviyesi olarak kabul edilen 2,10’un oldukça altında.
Veriler yıllara yayılan bir eğilimi doğruluyor: 2014’ten itibaren süregelen düşüş, son dokuz yıldır yenilenme eşiğinin aşılmamasına yol açtı. Ayrıca, 2017’de yalnızca 4 olan; 2025’te ise 59’a yükselen, toplam doğurganlık hızının 1,50’nin altında olduğu il sayısı, ülke çapında geniş bir azalma yayılımı olduğunu gösteriyor.
En Düşük ve En Yüksek Doğurganlık İlleri
İller arasında büyük farklılıklar bulunuyor: En yüksek toplam doğurganlık hızı kadın başına 3,15 çocuk ile Şanlıurfa’da ölçüldü. Şanlıurfa’yı 2,53 ile Şırnak ve 2,23 ile Mardin izliyor. Buna karşın en düşük oranlar Bartın (1,09) ve İzmir (1,10) gibi illerde kaydedildi; Eskişehir, Ankara ve Zonguldak da 1,11 civarı değerlerle düşük seviyelere sahip.
Demografik ve Sosyoekonomik Belirleyiciler
Eğitim düzeyi ve kentleşme yoğunluğu doğurganlık oranları üzerinde belirgin bir etkiye sahip. Annelerin eğitim durumuna göre en yüksek toplam doğurganlık hızı ilkokul mezunu annelerde 2,51 iken, yükseköğretim mezunu annelerde bu oran 1,24 seviyesine iniyor. Mekânsal olarak ise kır alanlarında ortalama 1,75, orta yoğun kentlerde 1,53, yoğun kentlerde ise 1,33 çocuk şeklinde dağılım görülüyor.
Doğum Yaşı ve Doğum Sırası Eğilimleri
İlk doğum yapan annelerin ortalama yaşı 2025’te 27,5 olarak hesaplandı; tüm doğumları dikkate aldığımızda annelerin ortalama yaşı 29,4. İlk doğumdaki en yüksek ortalama yaş 29 ile Artvin’de; onu 28,9 ile İstanbul ve Tunceli izliyor. En düşük ilk doğum yaşı ise 24,4 ile Şanlıurfa’da kaydedildi.
Adölesan doğurganlık hızında da ciddi düşüş var: 15–19 yaş grubunda bin kişi başına düşen doğum sayısı 2001’de binde 49 iken 2025’te binde 9’a geriledi. Doğumların dağılımına bakıldığında ise 2025’te doğumların %42,8’i ilk, %30,5’i ikinci, %15,5’i üçüncü, %10,8’i dördüncü ve üzeri doğum şeklinde gerçekleşti.
Uluslararası Karşılaştırma
Avrupa Birliği ile karşılaştırıldığında, AB27 ülkelerinin 2024 ortalaması 1,34 çocuk iken Türkiye, 2025 verileriyle 1,42 değerine ulaşarak AB ülkeleri arasında 11. sırada yer aldı. Ancak bu pozisyon, ülke içindeki büyük bölgesel ve sosyoekonomik farklılıkların gölgesinde okunmalı.
Özetle: Türkiye’de doğurganlık hızı genel olarak düşüş eğiliminde ve pek çok ilde nüfus yenilenme eşiğinin altında kalınıyor. Eğitim düzeyi, kentleşme ve bölgesel farklılıklar bu düşüşü şekillendiren başlıca etkenler olarak öne çıkıyor.
