“Spor kardeşliktir, spor barıştır, spor dostluktur”
MİLLİ YOL PARTİSİ BURSA İL BAŞKANI GÖKSU’DAN AMEDSPOR-BEŞİKTAŞ MAÇI SONRASI TEPKİ
“SPOR KARDEŞLİKTİR, SPOR BARIŞTIR, SPOR DOSTLUKTUR”
Milli Yol Partisi Bursa İl Başkanı Umut Can Göksu, Amedspor-Beşiktaş karşılaşması sırasında tribünlerden Bursa’ya yönelik olduğu belirtilen tezahüratlara tepki gösterdi. “Spor kardeşliktir, spor barıştır, spor dostluktur” ifadeleriyle açıklamasına başlayan Göksu, futbolun temel değerlerinden birinin toplumları bir araya getirmek olduğunu vurguladı. Bursa ile Diyarbakır arasında yıllardır devam eden sosyal bağlara dikkat çeken Göksu, tribünlerdeki söz konusu tezahüratları kınarken, Türkiye Futbol Federasyonu yetkililerine de “Aynı tezahüratlar Bursa’da yapılsa idi ne kadar ceza verirdiniz?” sorusunu yöneltti.
Amed Sportif Faaliyetler ile Beşiktaş arasında 20 Eylül 2026 tarihinde Diyarbakır’da oynanan ve Amedspor’un 3-2 kazandığı karşılaşmanın ardından tribünlerdeki bazı tezahüratlar da maçın sportif sonucunun yanı sıra kamuoyunun gündemine taşındı. Maç sonucuna ilişkin haberlerde Amedspor’un karşılaşmadan 3-2 galip ayrıldığı ve puanını 13’e yükselterek averajla liderlik koltuğuna oturduğu aktarıldı.
Karşılaşmanın ardından Bursa’ya yönelik olduğu belirtilen “Top Bursa” şeklindeki tezahürat sosyal medyada da tartışılırken, farklı kesimlerden konuya ilişkin tepkiler geldi. Sosyal medya paylaşımlarında tezahüratın Amedspor ve Beşiktaş tribünlerindeki bazı taraftarlar tarafından birlikte yapıldığı iddiaları da yer aldı.
Yaşanan tartışmaya ilişkin açıklama yapan Milli Yol Partisi Bursa İl Başkanı Umut Can Göksu ise değerlendirmesinde sporun birleştirici niteliğine vurgu yaptı.
“SPORUN EN ÖNEMLİ TEMELİ TOPLUMLARI BİRLEŞTİRİCİ OLMASIDIR”
Göksu açıklamasına, sporun toplumlar arasındaki ilişkilerdeki rolüne dikkat çekerek başladı.
“Spor kardeşliktir, spor barıştır, spor dostluktur.” diyen Göksu, sporun yalnızca müsabaka ve rekabetten ibaret olmadığını, farklı şehirlerden, kültürlerden ve toplumsal çevrelerden insanları aynı platformda buluşturabilen önemli bir alan olduğunu ifade etti.
Göksu, sporun en önemli özelliklerinden birinin toplumları birleştirme gücü olduğunu belirterek, yıllar içerisinde oluşan dostlukların sportif rekabetlerin üzerinde kalıcı bir bağ oluşturabileceğini dile getirdi.
Bu yaklaşımın özellikle futbol açısından önem taşıdığını belirten Göksu, tribünlerde kullanılan dilin de sporun bu birleştirici niteliğiyle uyumlu olması gerektiğini savundu.
“DOSTLUKLAR YILLAR GEÇSE DE SÜRER”
Göksu, açıklamasında spor üzerinden kurulan dostlukların uzun yıllar devam edebileceğine dikkat çekti.
Farklı şehirlerin futbol takımlarının karşılaşmasının, şehirlerin birbirine düşman olduğu anlamına gelmediğini belirten Göksu, sportif rekabet ile toplumsal ilişkiler arasında ayrım yapılması gerektiğini ifade etti.
Göksu’nun açıklamasında bu yaklaşım, “Spor kardeşliktir” vurgusuyla öne çıktı.
DİYARBAKIR’DAKİ KARŞILAŞMA SONRASI BURSA TEPKİSİ
Amedspor-Beşiktaş maçının Diyarbakır’da oynanmasının ardından gündeme gelen tribün tezahüratları, Bursa’da da tartışma konusu oldu.
Göksu, açıklamasında Diyarbakır’ı Türkiye’nin kadim şehirlerinden biri olarak nitelendirirken, Bursa’nın da Anadolu tarihindeki önemli şehirlerden biri olduğunu belirtti.
Tribünlerde Bursa’ya yönelik olduğu belirtilen tezahüratları kınayan Göksu, söz konusu ifadelerin Bursa’da yaşayan insanların tamamını temsil etmediğini vurguladı.
“BURSA’DA DİYARBAKIRLI KARDEŞLERİMİZLE HUZUR İÇİNDE YAŞIYORUZ”
Açıklamasının dikkat çeken bölümlerinden birinde Bursa’daki Diyarbakır kökenli vatandaşlara değinen Göksu, iki şehir arasında sosyal ve insani bağların bulunduğunu belirtti.
Göksu, Bursa’da Diyarbakır’dan göç etmiş yaklaşık 50 bin kişinin yaşadığını ifade ederek, farklı şehirlerden gelen insanların Bursa’da birlikte ve kardeşçe yaşadığını söyledi.
Göksu’nun bu konudaki mesajı şöyle oldu:
“Bursa’mızda bugün elli bin kadar Diyarbakır’dan göç etmiş kardeşlerimizle ahenkli, huzur içinde ve kardeşçe yaşıyoruz.”
Bu ifadeyle tribünlerdeki herhangi bir sloganın Bursa ile Diyarbakır halkları arasındaki sosyal ilişkileri belirlememesi gerektiğine dikkat çeken Göksu, vatandaşların tribünlerde kullanılan sözlerden dolayı birbirine karşı konumlandırılmaması gerektiğini savundu.
“O TEZAHÜRATLAR KENDİLERİNİ BAĞLAR”
Göksu, tribünlerde kullanılan ifadelerin Bursa’da yaşayan Diyarbakır kökenli vatandaşlara mal edilmemesi gerektiğini de özellikle vurguladı.
Açıklamasında:
“O tribünlerden atılan tezahüratın hiç birimiz muhatabı değiliz. O tezahüratlar kendilerini bağlar.”
ifadelerini kullanan Göksu, tribünde bulunan kişilerin söz ve davranışlarının bütün bir şehre veya toplum kesimine mal edilmemesi gerektiği mesajını verdi.
Göksu ayrıca, “Kem söz sahibine aittir” ifadesiyle tribünlerdeki söylemlerin toplumlar arasındaki ilişkilere zarar vermemesi gerektiğini belirtti.
“SPORUN İLKELERİNE SAYGISIZLIK”
Göksu, söz konusu tezahüratların sporun temel değerleriyle bağdaşmadığını düşündüğünü belirterek, bu tür söylemlerin sporun birleştirici özelliğine zarar verdiğini savundu.
Açıklamasında, söz konusu tezahüratları yapanların kendi tercihleri ve söylemleri üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Göksu, Bursa ile Diyarbakır halkları arasındaki ilişkilerin tribünlerdeki sloganlardan bağımsız olduğunu vurguladı.
Göksu’na göre sporun temelinde rekabet bulunmakla birlikte, bu rekabetin karşılıklı saygı sınırları içerisinde kalması gerekiyor.
GÖKSU’DAN TFF’YE KRİTİK SORU
Açıklamanın en dikkat çekici bölümlerinden biri Türkiye Futbol Federasyonu’na yönelik oldu.
Göksu, TFF yetkililerine doğrudan şu soruyu yöneltti:
“Aynı tezahüratlar Bursa’da yapılsa idi ne kadar ceza verirdiniz?”
Bu soruyla Göksu, tribünlerdeki benzer eylemlere farklı kulüpler ve farklı şehirler açısından farklı yaptırımlar uygulanıp uygulanmadığının kamuoyu tarafından sorgulanması gerektiğini savundu.
Türkiye Futbol Federasyonu’nun disiplin kurulları, geçmişte taraftarların neden olduğu “çirkin ve kötü tezahürat” nedeniyle kulüplere para cezası ve belirli tribünlerdeki seyircilerin elektronik bilet kartlarının bloke edilmesi gibi yaptırımlar uygulayabiliyor. Örneğin TFF’nin 12 Mart 2026 tarihli PFDK kararlarından birinde Beşiktaş’a taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle para cezası ve belirli tribün bloklarına yönelik seyirden men niteliğinde elektronik bilet blokesi uygulanmıştı.
Dolayısıyla Göksu’nun açıklamasındaki temel talep, bu tür olaylarda uygulanacak disiplin hükümlerinin kulüp veya taraftar grubundan bağımsız şekilde değerlendirilmesi yönünde.
“HAKKANİYET VE EŞİTLİK İLKESİ” VURGUSU
Göksu, olay sonrasında TFF tarafından alınacak kararın hakkaniyet ve eşitlik ilkeleri doğrultusunda verilmesini beklediklerini belirtti.
Açıklamasında:
“Bu elim olay sonrası vereceğiniz kararın hakkaniyetlik ve eşitlik ilkesi doğrultusunda verileceğine inanmak istiyoruz.”
ifadelerine yer veren Göksu, federasyonun olayla ilgili değerlendirmesinin kamuoyu açısından önem taşıdığını söyledi.
Bu noktada tartışmanın merkezinde yalnızca belirli bir tezahürat değil, benzer durumlarda uygulanacak disiplin standartlarının nasıl belirlendiği sorusu bulunuyor.
HUKUKİ BOYUT DA GÜNDEMDE
Milli Yol Partisi Bursa İl Başkanı Umut Can Göksu, açıklamasında konunun yalnızca sportif disiplin boyutuyla değil, hukuki açıdan da değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Göksu, Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesinin de değerlendirmeye alınmasını istedi.
TCK 216, belirli şartlar altında halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmeye ilişkin düzenleme içeriyor; ayrıca halkın bir kesiminin diğer bir kesimi aleyhine tahkir edilmesini düzenleyen hükümler de barındırıyor.
Ancak herhangi bir tribün tezahüratının TCK 216 kapsamında suç oluşturup oluşturmadığı, yalnızca sözün rahatsız edici veya tepki çekici bulunmasına bakılarak otomatik biçimde belirlenemiyor. Somut olayın içeriği, sözlerin bağlamı, hedef alınan kesim ve kanunda öngörülen diğer şartların birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Bu nedenle Göksu’nun talebi, söz konusu tezahüratların hukuki açıdan da yetkili makamlar tarafından değerlendirilmesi yönünde bir çağrı olarak öne çıkıyor.
“KARARI YETKİLİ MAKAMLAR VERMELİ”
Tartışmanın hukuki boyutunda dikkat edilmesi gereken noktalardan biri de herhangi bir suçun oluşup oluşmadığına ilişkin nihai değerlendirmeyi yetkili makamların yapacak olması.
Tribünlerde kullanılan bir sözün spor disiplin mevzuatı bakımından ihlal oluşturması ile ceza hukuku bakımından suç oluşturması aynı hukuki değerlendirme anlamına gelmiyor.
TFF kendi disiplin mevzuatı çerçevesinde kulüpler ve taraftarlar hakkında disiplin süreçleri yürütebilirken, ceza hukuku bakımından gerekli değerlendirmeler ise yetkili adli makamların görev alanına giriyor.
Bu nedenle Göksu’nun TCK 216’ya ilişkin çağrısı, konunun yalnızca futbol disiplin kurulları açısından değil, gerekli görülmesi halinde adli makamlar bakımından da değerlendirilmesi talebini içeriyor.
BURSA İLE DİYARBAKIR ARASINDAKİ SOSYAL BAĞA DİKKAT ÇEKTİ
Göksu’nun açıklamasının bir diğer önemli bölümü Bursa ile Diyarbakır arasındaki toplumsal ilişkilere ilişkin oldu.
Bursa’nın farklı şehirlerden gelen vatandaşların bir arada yaşadığı büyük bir kent olduğunu belirten Göksu, Diyarbakır kökenli vatandaşların da Bursa’nın sosyal hayatının bir parçası olduğunu ifade etti.
Bu nedenle bir futbol müsabakasındaki tribün tezahüratlarının Bursa’da yaşayan bütün Diyarbakırlı vatandaşlara veya Diyarbakır halkına mal edilmemesi gerektiğini belirten Göksu, vatandaşlar arasındaki kardeşlik bağının korunması gerektiği mesajını verdi.
“TRİBÜNDEKİ SÖZLER ŞEHİRLERİN TAMAMINI TEMSİL ETMEZ”
Açıklamanın önemli mesajlarından biri de tribünlerdeki kişilerin söylemleriyle şehirlerin ve toplumların tamamının özdeşleştirilmemesi gerektiği oldu.
Bir futbol maçında belirli taraftarların kullandığı sözlerin milyonlarca insanın tamamına mal edilmesinin doğru olmayacağını belirten Göksu, Bursa ile Diyarbakır arasında yaşayan insanların günlük hayat içerisindeki ilişkilerinin tribün rekabetlerinden bağımsız olduğunu vurguladı.
Bu yaklaşım, spor karşılaşmalarındaki rekabet ile şehirler arasındaki toplumsal ilişkilerin birbirinden ayrılması gerektiği düşüncesine dayanıyor.
“BURSA SPORUMUZUN HER ZAMAN YANINDAYIZ”
Milli Yol Partisi Bursa İl Başkanı Umut Can Göksu, açıklamasının sonunda Bursaspor’a yönelik desteğini de ifade etti.
Göksu, “Milli Yol Partisi Bursa İl Başkanlığı olarak göz bebeğimiz Bursaspor’umuzun her zaman yanındayız” diyerek Bursaspor camiasının yanında olduklarını belirtti.
Bursaspor’un Bursa’nın sportif kimliği açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Göksu, tribünlerde yaşanan tartışmaların kulübün ve Bursa’nın sosyal yapısı açısından yeni gerilimlere dönüşmemesi gerektiği mesajını da verdi.
GÖKSU’DAN YUNUS EMRE’Lİ MESAJ: “İLLA EDEP”
Umut Can Göksu, açıklamasını Yunus Emre’ye atfedilen bir sözle tamamladı.
Göksu’nun mesajının sonunda:
“Gezdim Halep’i Şam’ı, eyledim ilmi talep. Meğer ilim bir hiçmiş, illa edep, illa edep…”
ifadeleri yer aldı.
Göksu bu sözlerle, spor alanındaki rekabetin de belirli bir nezaket, saygı ve edep çerçevesinde yürütülmesi gerektiği mesajını verdi.
Açıklamanın bütünü değerlendirildiğinde Göksu’nun mesajının üç temel başlıkta toplandığı görülüyor:
-
Sporun toplumları birleştirici ve kardeşliği güçlendirici bir alan olması,
-
Bursa’ya yönelik olduğu belirtilen tezahüratların kınanması ve tribün söylemlerinin bütün bir şehre mal edilmemesi,
-
TFF’nin olayı kendi disiplin mevzuatı çerçevesinde değerlendirmesi ve gerekli görülmesi halinde hukuki boyutunun da yetkili makamlarca incelenmesi.
GÖZLER TFF’NİN OLASI DEĞERLENDİRMESİNDE
20 Eylül 2026 tarihinde Diyarbakır’da oynanan Amedspor-Beşiktaş karşılaşmasının sportif sonucu Amedspor’un 3-2 galibiyeti olurken, maç sonrasında tribünlerdeki bazı tezahüratlar da gündemin ayrı bir başlığı haline geldi.
Sosyal medyada dolaşıma giren görüntüler ve paylaşımlar üzerinden tartışılan “Top Bursa” tezahüratı konusunda resmi bir disiplin kararının bulunup bulunmadığı ise ayrıca takip edilecek bir konu olarak öne çıkıyor.
TFF’nin geçmiş PFDK kararları, taraftarların neden olduğu kötü tezahüratların Futbol Disiplin Talimatı kapsamında değerlendirilip kulüplere yaptırım uygulanabildiğini gösteriyor.
Bu nedenle Bursa kamuoyunda ve Bursaspor taraftarları arasında, söz konusu karşılaşmayla ilgili federasyonun herhangi bir disiplin incelemesi yapıp yapmayacağı merak ediliyor.
“SPOR KARDEŞLİKTİR” MESAJIYLA GELEN ÇAĞRI
Milli Yol Partisi Bursa İl Başkanı Umut Can Göksu’nun açıklaması, tribünlerdeki tezahürat tartışmasını yalnızca iki kulüp arasındaki rekabet çerçevesinde değerlendirmedi.
Göksu, sporun temel değerlerinden hareketle Bursa ile Diyarbakır halkları arasındaki sosyal ilişkilerin korunmasına vurgu yaptı.
Bir futbol karşılaşmasının sonucunun veya tribünlerdeki bazı sloganların şehirler arasında düşmanlığa dönüşmemesi gerektiğini belirten Göksu, sporun esas işlevlerinden birinin insanları bir araya getirmek olduğunu ifade etti.
Göksu’nun açıklamasının ana mesajı ise kendi ifadeleriyle oldukça net:
“Spor kardeşliktir, spor barıştır, spor dostluktur.”
Bu mesajla birlikte TFF’ye yöneltilen “Aynı tezahüratlar Bursa’da yapılsa idi ne kadar ceza verirdiniz?” sorusu da tartışmanın önümüzdeki günlerde disiplin ve hukuk boyutuyla devam edeceğinin işaretini verdi.
Bursa kamuoyunda şimdi gözler, konuya ilişkin resmi bir değerlendirme veya disiplin süreci olup olmayacağına çevrilmiş durumda.