Bayram Efe: “BTSO’da Şeffaf Yönetim Şart” 

Bayram Efe: “BTSO’da Şeffaf Yönetim Şart” 
Yayınlama: 29.08.2026
A+
A-

Bursa Sanayisi Günü Kurtaran Değil, Geleceği Şekillendiren Stratejilerle Yükselecek

BURSA – Bursa iş dünyası, kentin sanayi ve ticaret geleceğine ilişkin ortaya konulan yeni vizyon tartışmalarını yakından takip ediyor. BTSO Başkan Adayı Özer Matlı tarafından kamuoyuna duyurulan “Vizyon 2040” planı ve 28 Büyük Hamle, 46 Yüksek Etkili Çözüm hamlesi, Bursa’nın yalnızca bugünkü ekonomik sorunlarına değil, önümüzdeki yıllarda karşı karşıya kalacağı fırsat ve risklere de hazırlıklı olması gerektiği yönündeki beklentileri yeniden gündeme taşıdı.

Bursalı iş insanı ve sanayici Bayram Efe, açıklanan vizyonun Bursa açısından önemli bir başlangıç olduğunu belirterek, kentin artık günü kurtaran yaklaşımlar yerine uzun vadeli, ölçülebilir, katılımcı ve stratejik bir anlayışla yönetilmesi gerektiğini söyledi.





Bursa’nın Türkiye ekonomisinin en önemli üretim merkezlerinden biri olduğuna dikkat çeken Efe, sanayi ve ticaret dünyasının değişen küresel koşullara ayak uydurabilmesi için bugünden geleceğe yönelik hazırlık yapılmasının zorunlu hale geldiğini ifade etti.

“Bursa’nın 2040’ını Bugünden Konuşmak Çok Değerli”

Bursa’nın sahip olduğu üretim kültürü, güçlü sanayi altyapısı, ihracat kapasitesi ve girişimcilik birikiminin önemli bir avantaj olduğunu belirten Bayram Efe, bu avantajların sürdürülebilir hale getirilmesi için uzun vadeli planlamaya ihtiyaç bulunduğunu vurguladı.

Efe, “Bursa olarak yalnızca bugün yaşadığımız sorunlara odaklanırsak geleceğin ihtiyaçlarına cevap vermekte zorlanabiliriz. Dünya ekonomisi, üretim modelleri, teknoloji ve ticaret anlayışı çok hızlı değişiyor. Böyle bir ortamda Bursa’nın da kendi geleceğini bugünden planlaması gerekiyor” dedi.

Özer Matlı tarafından açıklanan 6 eksen ve 28 dönüşüm hamlesinin bu açıdan değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Efe, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Günü kurtaran söylemlerden ziyade Bursa’nın 2040 projeksiyonunu ortaya koyan uzun vadeli ve stratejik planlamalara ihtiyacımız vardı. 6 eksen ve 30 dönüşüm hamlesiyle kurgulanan bu yaklaşım, sanayimizin ve ticaretimizin geleceği açısından oldukça kıymetli ve heyecan verici. Bursa’nın çok güçlü bir üretim potansiyeli var. Ancak bu potansiyeli geleceğe taşımak için bugünden doğru adımları atmamız gerekiyor.”

“Sanayicinin Bugünkü Sorunları Kadar Yarının Sorunlarını da Konuşmalıyız”

Bursa sanayisinin yalnızca mevcut ekonomik şartlar üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Efe, işletmelerin önümüzdeki dönemde teknoloji, dijitalleşme, verimlilik, nitelikli insan kaynağı, enerji, finansmana erişim, ihracat pazarları ve sürdürülebilirlik gibi çok sayıda başlıkla karşı karşıya kalacağını söyledi.

Efe’ye göre Bursa’nın gelecekteki rekabet gücü, yalnızca daha fazla üretim yapmakla değil, daha nitelikli, daha verimli, daha teknolojik ve daha sürdürülebilir üretim modeli oluşturmakla mümkün olacak.

“Bursa’nın sanayisi bugüne kadar büyük fedakârlıklarla önemli bir noktaya geldi. Bundan sonraki süreçte mesele yalnızca üretmeye devam etmek değil, nasıl daha güçlü ve daha rekabetçi üreteceğimizdir” diyen Efe, oda yönetiminin de bu dönüşümün önünü açacak bir anlayış geliştirmesi gerektiğini belirtti.

“Bursa İş Dünyasının Daha Fazla Söz Hakkına İhtiyacı Var”

Özer Matlı’nın açıklamalarında öne çıkan şeffaflık, katılımcılık ve ortak akıl vurgusunun ayrıca önem taşıdığını ifade eden Bayram Efe, Bursa iş dünyasının kendisini doğrudan karar alma süreçlerinin içinde görmek istediğini söyledi.

Efe, BTSO gibi kentin ekonomik hayatında önemli bir yere sahip olan bir kurumun yalnızca temsil görevi üstlenmesinin yeterli olmadığını, aynı zamanda üyelerin sorunlarını doğrudan dinleyen ve bu sorunlara somut çözümler geliştiren aktif bir yapı oluşturması gerektiğini ifade etti.

“Bursa sanayisine ve ticaretine şu an en çok gereken şey tam olarak şeffaf, denetlenebilir ve katılımcı bir yönetim anlayışıdır. Üyelerimizin fikirlerinin dinlendiği, eleştirilerin dikkate alındığı, kararların neden ve nasıl alındığının açıkça anlatıldığı bir yönetim modeli gerekiyor. Basın özgürlüğünü, sorulabilirliği ve hesap verebilirliği merkeze koyan bir yaklaşım, odamızda yeni ve son derece sağlıklı bir dönemin kapısını aralayacaktır.”

“Şeffaflık Güveni, Güven de Birlikte Hareket Etme Gücünü Artırır”

Yönetim anlayışında şeffaflığın yalnızca kurumsal bir tercih olmadığını, aynı zamanda üyelerle kurum arasındaki güven ilişkisinin temel unsurlarından biri olduğunu belirten Efe, alınan kararların ve yapılan çalışmaların üyeler tarafından takip edilebilir olması gerektiğini söyledi.

Efe, “Bir kurum ne kadar şeffaf olursa üyelerinin güveni de o kadar güçlenir. Güvenin olduğu yerde ortak hareket etme kültürü gelişir. Bursa gibi büyük ve güçlü bir ekonomik yapının ihtiyacı olan da tam olarak budur” ifadelerini kullandı.

BTSO çatısı altında farklı sektörlerden binlerce işletmenin bulunduğuna dikkat çeken Efe, her sektörün aynı sorunları yaşamadığını belirterek, yönetim anlayışının farklı sektörlerin ihtiyaçlarını birlikte değerlendirecek bir yapıya sahip olması gerektiğini dile getirdi.

“60 Bin Üyenin Talepleri Masa Başında Değil, Sahada Dinlenmeli”

Özer Matlı’nın “60 bin üyenin biriken itirazlarını ve taleplerini dile getirmek” amacıyla yola çıktıklarına ilişkin ifadelerini de değerlendiren Bayram Efe, sahadan gelen sesin yönetim anlayışının merkezinde olması gerektiğini söyledi.

Bursa’daki ekonomik yapının çok geniş bir kesimi temsil ettiğini belirten Efe, büyük sanayi kuruluşlarından KOBİ’lere, ihracatçılardan ticaret erbabına, girişimcilerden genç iş insanlarına kadar farklı kesimlerin beklentilerinin aynı masa etrafında değerlendirilmesinin önemine işaret etti.

Efe, şu değerlendirmeyi yaptı:

“60 bin üyenin taleplerini, sahanın gerçek sorunlarını dinleyen ve çözümleri ortak akılla üreten bir iradeye ihtiyacımız var. Çünkü masa başında yapılan değerlendirmelerle sahadaki gerçekler her zaman aynı olmayabilir. Sanayicinin yaşadığı sorunu, tüccarın karşılaştığı sıkıntıyı, KOBİ’nin finansmana erişimde yaşadığı problemi ve ihracatçının pazarda karşılaştığı engeli doğrudan dinlemek gerekiyor.”

“Üyeler Sadece Seçim Dönemlerinde Hatırlanmamalı”

İş dünyasının temsil edildiği kurumlarda üyelerle sürekli iletişim halinde olunmasının önemine dikkat çeken Efe, katılımcı yönetim anlayışının yalnızca seçim dönemlerinde gündeme gelmemesi gerektiğini söyledi.

“Üyeler sadece seçim dönemlerinde hatırlanan bir kitle olmamalı” diyen Efe, oda yönetiminin yılın tamamında sahayla temas halinde olması gerektiğini belirtti.

Efe’ye göre düzenli sektör toplantıları, istişare mekanizmaları, saha ziyaretleri, açık raporlama ve üyelerin önerilerinin doğrudan yönetime aktarılabileceği kanallar, kurumsal iletişimin güçlendirilmesine önemli katkı sağlayabilir.

Bu yaklaşımın aynı zamanda Bursa’nın sorunlarını ortak bir zeminde tartışmasına da imkân sağlayacağını ifade eden Efe, “Farklı düşünebiliriz ama ortak hedefimiz Bursa’nın daha güçlü bir ekonomik yapıya sahip olması olmalı” dedi.

“Birlikte Güçlü, Birlikte İleri”

Özer Matlı’nın ortaya koyduğu “Birlikte güçlü, birlikte ileri” anlayışının Bursa iş dünyasının ortak beklentisini yansıttığını ifade eden Efe, kentin geleceğinin tek bir kişinin veya dar bir grubun değil, tüm ekonomik aktörlerin ortak katkısıyla şekilleneceğini söyledi.

Efe, Bursa’nın geçmişten gelen üretim kültürünü korurken yeni ekonomik düzene de hazırlanması gerektiğini belirterek, “Bursa’nın geleceğini konuşurken hepimizin söz söylemesi gerekiyor. Sanayicinin, tüccarın, esnafın, girişimcinin, gençlerin ve kadınların görüşleri bu sürecin içerisinde olmalı. Ortak akıl dediğimiz şey zaten farklı görüşlerin aynı hedef doğrultusunda buluşmasıdır” diye konuştu.

“Bursa’nın Rekabet Gücünü Koruması İçin Dönüşüm Kaçınılmaz”

Küresel ekonomik rekabetin her geçen gün daha da yoğunlaştığına dikkat çeken Efe, Bursa’nın sahip olduğu sanayi altyapısını korumasının tek başına yeterli olmayacağını, kentin aynı zamanda yeni üretim ve ticaret modellerine uyum sağlaması gerektiğini söyledi.

Özellikle teknoloji ve dijitalleşmenin sanayinin geleceğini belirleyen temel unsurlar arasında yer aldığını ifade eden Efe, Bursa’nın dönüşüm sürecinde yalnızca büyük işletmelerin değil, KOBİ’lerin de desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

“Bursa’da büyük sanayi kuruluşlarımız var ama onların etrafında çalışan çok güçlü bir KOBİ ekosistemi de bulunuyor. Dönüşümün bütün işletmelere yayılması gerekiyor. Büyük firmalar dönüşürken küçük ve orta ölçekli işletmeler geride kalırsa sürdürülebilir bir ekonomik yapı kuramayız” değerlendirmesinde bulundu.

“2040 Vizyonu Sadece Bir Hedef Değil, Bir Yol Haritası Olmalı”

Bursa’nın 2040 perspektifinin yalnızca bir hedef olarak kalmaması gerektiğini belirten Efe, ortaya konulan projelerin somut takvimler, ölçülebilir hedefler ve düzenli performans değerlendirmeleriyle desteklenmesinin önemine dikkat çekti.

Efe, “Bir vizyon ortaya koymak çok önemli ama bunun devamında o vizyonu hayata geçirecek mekanizmaları da oluşturmak gerekiyor. Hangi hedefe ne zaman ulaşılacak, hangi projeden hangi sonuç bekleniyor, üyeler bu süreçten nasıl faydalanacak; bunların tamamının açık şekilde ortaya konulması gerekiyor” dedi.

Bu nedenle 2040 perspektifinin Bursa iş dünyasının ortak yol haritasına dönüşmesi gerektiğini ifade eden Efe, “Bugünden yarına geçerken atılacak her adımın Bursa’nın uzun vadeli rekabet gücüne katkı sağlaması gerekiyor” şeklinde konuştu.

“Bursa’nın Geleceği İçin Cesur ve Uzun Vadeli Kararlar Almalıyız”

Bursa’nın ekonomik gücünün yalnızca bugünkü üretim kapasitesiyle değil, gelecekteki değişimlere ne kadar hızlı uyum sağlayabileceğiyle ölçüleceğini belirten Bayram Efe, iş dünyasının önünde yeni bir dönem bulunduğunu söyledi.

Efe, kısa vadeli çözümler kadar uzun vadeli stratejilerin de gündemde tutulması gerektiğini belirterek, “Bazen günü kurtarmak kolaydır ama asıl mesele geleceği kurtarmaktır. Bursa gibi güçlü bir sanayi kentinin hedefi sadece bugünkü sorunları aşmak olmamalı. Gelecek nesillere daha güçlü, daha rekabetçi ve daha sürdürülebilir bir Bursa bırakmak zorundayız” ifadelerini kullandı.

“Şeffaf Yönetim ve Ortak Akıl Şart”

Bursa’nın geleceğine ilişkin değerlendirmelerini sürdüren Efe, yönetim anlayışında değişimin ekonomik dönüşüm kadar önemli olduğunu belirtti.

Efe, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:

“60 bin üyenin biriken itirazlarını ve taleplerini merkeze alan, sahayı dinleyen ve sonuçları açıkça paylaşan bir yönetim modeli Bursa iş dünyasını çok daha ileriye taşıyacaktır. Bizim ihtiyacımız günü kurtaran değil, geleceği planlayan bir anlayış.

Bursa’nın sanayicisi ve tüccarı artık daha fazla söz sahibi olmak, daha fazla dinlenmek ve karar süreçlerinde daha fazla yer almak istiyor. Bu beklentiyi doğru okumamız gerekiyor.

Şeffaflık, hesap verebilirlik, katılımcılık ve ortak akıl bizim için birer slogan olmaktan çıkıp yönetim anlayışının temel unsurları haline gelmeli. Bursa’nın çok büyük bir potansiyeli var. Bu potansiyeli hep birlikte ortaya çıkarabiliriz.

‘Birlikte güçlü, birlikte ileri’ anlayışının da tam olarak bu ortak iradeyi temsil ettiğine inanıyorum. Bursa’nın geleceği için farklılıklarımızı bir kenara bırakıp ortak hedefler etrafında buluşmalıyız. Çünkü Bursa’nın başarısı, hepimizin başarısıdır.”

Bursa’nın Gündeminde Yeni Bir Dönem Tartışması

Bayram Efe’nin değerlendirmeleri, Bursa iş dünyasında son dönemde giderek daha fazla konuşulan uzun vadeli planlama, kurumsal şeffaflık, katılımcı yönetim ve ortak akıl başlıklarını yeniden gündemin merkezine taşıdı.

“Vizyon 2040” yaklaşımının önümüzdeki süreçte Bursa’nın sanayi ve ticaret dünyasında nasıl karşılık bulacağı, açıklanan dönüşüm hamlelerinin hangi somut adımlarla hayata geçirileceği ve iş dünyasının farklı kesimlerinin bu sürece nasıl dahil edileceği ise önümüzdeki dönemin önemli gündem başlıkları arasında yer alacak.

Bursa açısından asıl beklenti ise yalnızca yeni projelerin açıklanması değil, bu projelerin sahadaki ihtiyaçlarla buluşturulması, somut sonuçlara dönüştürülmesi ve kent ekonomisinin uzun vadeli rekabet gücüne katkı sağlaması olarak öne çıkıyor.

Efe’nin vurguladığı gibi, Bursa’nın önündeki temel mesele yalnızca bugünün sorunlarını çözmek değil; 2040’ın Bursa’sını bugünden inşa edecek stratejik aklı, ortak iradeyi ve katılımcı yönetim kültürünü oluşturmak.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.