“Bursa’nın İhtiyacı Rant Merkezli Büyüme Değil, İnsan Merkezli Kalkınmadır”

“Bursa’nın İhtiyacı Rant Merkezli Büyüme Değil, İnsan Merkezli Kalkınmadır”
Yayınlama: 23.07.2026
A+
A-

Saadet Partisi Bursa İl Başkanı Hamza Gürsel, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın (BTSO) mevcut yönetim anlayışına yönelik kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Gürsel, Bursa’nın geleceğinin yalnızca sanayi yatırımları ve ihracat rakamları üzerinden şekillendirilemeyeceğini belirterek, üretimin insanı, aileyi, tarımı, çevreyi ve yaşam kalitesini merkeze alan bir kalkınma modeliyle ele alınması gerektiğini savundu.

Bursa’nın yıllardır plansız sanayileşme, yoğun göç, trafik, betonlaşma ve çevresel baskılarla karşı karşıya kaldığını ifade eden Gürsel, mevcut yaklaşımın kentin sosyal yapısı üzerinde de ciddi etkiler oluşturduğunu ileri sürdü.





“Bursa İnsan İçin Değil, Beton İçin Planlandı”

Halihazırdaki BTSO yönetiminin benimsediği anlayışın Bursa’nın ihtiyaçlarına cevap vermediğini öne süren Gürsel, şu değerlendirmede bulundu:

“Bu anlayış, Bursa’yı insan için değil beton için; doğa için değil rant için; huzur için değil kontrolsüz büyüme için planlayan bir zihniyetin ürünüdür.”

TEKNOSAB başta olmak üzere büyük sanayi projelerinin “yüksek teknoloji” söylemiyle kamuoyuna sunulduğunu ifade eden Gürsel, bu yatırımların beraberinde daha fazla sanayi alanı, betonlaşma, ağır vasıta trafiği ve göç baskısını getirdiğini iddia etti.

“Sanayi Belirli Şehirlerde Yoğunlaştırıldı”

Türkiye’de son yıllarda uygulanan sanayi politikalarını da eleştiren Gürsel, dengeli kalkınma yerine üretimin belirli şehirlerde yoğunlaştığını savundu.

Bu politikanın çeşitli sosyal ve ekonomik sonuçlar doğurduğunu belirten Gürsel, şu değerlendirmelerde bulundu:

  • Köylerde üretici nüfusun azaldığını ve kırsal göçün hızlandığını,
  • Tarım arazilerinin sanayi ve konut baskısıyla daraldığını,
  • Büyükşehirlerin yoğun göç nedeniyle altyapı sorunları yaşamaya başladığını,
  • Arsa ve kira fiyatlarında ciddi artışlar yaşandığını,
  • Trafik yoğunluğu, hava kirliliği ve gürültünün yaşam kalitesini düşürdüğünü dile getirdi.

Gürsel’e göre Bursa, bu süreçten en fazla etkilenen şehirlerden biri olurken, yeni sanayi bölgeleriyle birlikte arsa spekülasyonu ve nüfus baskısı da arttı.

“Üretim Ekonomisinden Rant Ekonomisine Geçiş”

Ekonomi politikaları açısından da değerlendirmelerde bulunan Hamza Gürsel, üretimin toplumun refahını artıran bir araç olmaktan uzaklaştığını öne sürdü.

Gerçek kalkınmanın küçük ve orta ölçekli işletmelerin güçlendirilmesi, çiftçinin üretimde tutulması ve emeğin adil pay almasıyla mümkün olacağını ifade eden Gürsel, mevcut modelde ise üretim kadar arsa değer artışlarının da teşvik edildiğini savundu.

Gürsel, bu durumun;

  • Arsa ve imar rantını üretimin önüne geçirdiğini,
  • Küçük esnafın rekabet gücünü azalttığını,
  • Göçle gelen ucuz iş gücü nedeniyle ücretler üzerinde baskı oluşturduğunu,
  • Tarımsal üretimi zayıflattığını,
  • Yerel ekonomiyi üretimden çok rant gelirlerine bağımlı hâle getirdiğini ileri sürdü.

“Büyüme Aile Hayatını Zayıflatmamalı”

Sanayi yatırımlarının yalnızca ekonomik değil sosyal etkilerinin de dikkate alınması gerektiğini belirten Gürsel, Bursa’nın doğusu ile batısı arasında oluşan yoğun iş trafiğinin aile yaşamını olumsuz etkilediğini söyledi.

Binlerce çalışanın her gün saatlerce yolda vakit geçirmek zorunda kaldığını ifade eden Gürsel, bunun aile bütünlüğü üzerinde olumsuz sonuçlar doğurduğunu belirterek şunları kaydetti:

“Anne ve babalar çocuklarına yeterince zaman ayıramıyor. Aile içi iletişim zayıflıyor. Çocuklar anne ve babalarını günün en verimli saatlerinde göremeden büyüyor. Gençler sosyal ve kültürel faaliyetlerden uzaklaşıyor. Uzun çalışma ve ulaşım süreleri ise hem iş verimini hem de aile huzurunu olumsuz etkiliyor.”

Ekonomik büyümenin aile hayatını güçlendirmesi gerektiğini vurgulayan Gürsel, gelir artışının tek başına kalkınma anlamına gelmeyeceğini ifade etti.

“Betonlaşma İnsan Ruhunu da Etkiliyor”

Kentleşmenin yalnızca fiziksel çevreyi değil, toplumun psikolojisini de etkilediğini söyleyen Gürsel, yeşil alanların azalmasının ve yoğun şehir yaşamının ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu savundu.

Uzun trafik süreleri, hava kirliliği ve sosyal yalnızlaşmanın stres ve tükenmişliği artırdığını ifade eden Gürsel, “Çocukların toprağa basamadığı, insanların gökyüzünü göremediği, ailelerin trafikte ömür tükettiği bir şehir; medeniyet değil, modern bir yalnızlık hapishanesidir.” değerlendirmesinde bulundu.

“Bursa’nın Yeni Bir Kalkınma Vizyonuna İhtiyacı Var”

Hamza Gürsel, Bursa’nın geleceği için sanayi yatırımlarının yanı sıra çevresel ve sosyal sürdürülebilirliği esas alan yeni bir kalkınma anlayışına ihtiyaç bulunduğunu belirtti.

Bu kapsamda;

  • Üretimin ülke geneline dengeli biçimde yayılması,
  • Tarım arazilerinin korunması,
  • Köylerin yeniden üretim merkezleri hâline getirilmesi,
  • Göçü azaltacak nüfus politikalarının uygulanması,
  • Trafiği azaltacak planlı ulaşım sistemlerinin geliştirilmesi,
  • Yeşil alanların artırılması,
  • Aileyi ve insan sağlığını merkeze alan şehir politikalarının benimsenmesi gerektiğini ifade etti.

“BTSO Sadece Sanayi Değil, Bursa’nın Geleceğini de Düşünmeli”

BTSO’nun doğrudan şehir planlamasından sorumlu olmadığını hatırlatan Gürsel, buna rağmen kurumun üretim ve yatırım politikalarını savunurken Bursa’nın çevresel sürdürülebilirliğini, tarım alanlarını, aile yapısını ve yaşam kalitesini gözeten bir vizyon ortaya koyması gerektiğini söyledi.

Mevcut anlayışın ise daha fazla betonlaşma, göç, trafik ve rant odaklı büyümeyi teşvik ettiğini iddia eden Gürsel, “Bursa’nın ihtiyacı rant merkezli büyüme değil; insanı, aileyi, emeği, tarımı, tabiatı ve şehrin kimliğini koruyan, üretimi insanın hizmetine sunan bir kalkınma anlayışıdır.” ifadelerini kullandı.

Gürsel, BTSO’nun başarısının yalnızca yeni sanayi alanları açılması, fabrika sayısının artması ya da ihracat rakamlarının yükselmesiyle ölçülmemesi gerektiğini belirterek, üretimi çevreyle, şehir yaşamıyla ve insan onuruyla birlikte değerlendiren, göçü azaltan ve sürdürülebilir kalkınmayı esas alan bir vizyonun Bursa’nın geleceği açısından daha önemli olduğunu sözlerine ekledi.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.