“Herkes için eşit hukuk ve daha güçlü denetim”

“Herkes için eşit hukuk ve daha güçlü denetim”
Yayınlama: 01.10.2026
A+
A-

DEVA Partisi İl Başkanı Tayfun Öztürk, kamuoyuna yansıyan bir tutuklama haberi üzerinden hukukta eşitlik, kamu kaynaklarının denetlenmesi, sermaye piyasalarındaki soruşturmalar ve kamu ihalelerine ilişkin iddialar konusunda değerlendirmelerde bulundu. Öztürk, herhangi bir kişi hakkında mahkeme kararı olmadan suç isnadında bulunulmaması gerektiğini vurgularken, kamu gücünü kullanan kişilerin de makam ve mevkilerine bakılmaksızın hukuki denetime tabi olması gerektiğini savundu.

DEVA Partisi İl Başkanı Tayfun Öztürk, yaptığı açıklamada ekonomik sıkıntılar, adalet sisteminin işleyişi, sermaye piyasalarına ilişkin soruşturmalar ve kamu kaynaklarının kullanımı üzerinden kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.





Öztürk, açıklamasının başlangıcında, kamuoyuna yansıyan ve 45 yaşında, işsiz bir baba olduğu belirtilen bir kişinin, çocuklarının sofrasına gıda götürmek amacıyla marketten ürün aldığı gerekçesiyle tutuklandığı yönündeki haberlere dikkat çekti.

Söz konusu kişi hakkında verilecek hukuki kararın somut olayın delilleri ve mahkeme kararı üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Öztürk, tartışmayı yalnızca tek bir olay üzerinden yürütmek yerine hukuk sisteminin toplumun farklı kesimleri karşısındaki işleyişinin sorgulanması gerektiğini ifade etti.

“Hukukun terazisi toplumun her kesiminde aynı hassasiyetle çalışıyor mu?”

Öztürk, açıklamasında temel sorunun hukukun herkes açısından aynı şekilde uygulanıp uygulanmadığı olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Elbette bir kişi hakkında verilecek hukuki karar, somut olayın delilleri ve mahkeme kararı üzerinden değerlendirilmelidir. Ama burada daha büyük bir soru var: Hukukun terazisi toplumun her kesiminde aynı hassasiyetle çalışıyor mu?”

Öztürk, bir vatandaş hakkında yürütülen soruşturmanın hukuki usuller çerçevesinde sürdürülmesi gerektiğini belirtirken, aynı hassasiyetin ekonomik gücü, makamı veya siyasi konumu bulunan kişiler bakımından da gösterilmesi gerektiğini savundu.

Açıklamasında özellikle kamuoyunda karşılık bulan ekonomik ve mali soruşturmalara dikkat çeken Öztürk, sermaye piyasalarına ilişkin yürütülen soruşturmaların da bütün yönleriyle aydınlatılması gerektiğini ifade etti.

Sermaye piyasalarındaki soruşturmaları gündeme taşıdı

Öztürk, Adalet Bakanlığı tarafından fon soruşturmaları kapsamında 217 kişi hakkında işlem yapıldığı, 56 kişinin tutuklandığı ve 88 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulandığı yönündeki açıklamalara atıfta bulundu.

Sermaye Piyasası Kurulu’nun da 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verdiği ve söz konusu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcının bulunduğunu açıkladığını belirten Öztürk, bu rakamların kamuoyunda çeşitli soruların gündeme gelmesine neden olduğunu söyledi.

Öztürk, bu tür süreçlerde yalnızca soruşturma ve yargılamanın değil, kamuoyunun bilgi alma hakkının da önem taşıdığını belirterek şu soruların yanıtlanması gerektiğini ifade etti:

“Bu süreçlerde kim ne yaptı? Kim hangi kararı aldı? Kim ne kadar kazanç sağladı? Yatırımcıların zararı nasıl giderilecek? Sorumluluğu bulunanlar varsa, makamları ne olursa olsun hukuk önünde hesap verecek mi?”

Öztürk, söz konusu soruların kişi veya kurumları peşinen suçlu ilan etmek amacı taşımadığını, aksine iddiaların hukuk çerçevesinde araştırılması ve sorumluluğu bulunanların belirlenmesi açısından önem taşıdığını savundu.

Kamu kaynakları ve ihalelere ilişkin denetim çağrısı

DEVA Partisi İl Başkanı Tayfun Öztürk, açıklamasında kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin denetim mekanizmalarına da değindi.

Kamu ihaleleri konusunda usulsüzlük iddialarının ortaya çıkması halinde bunların bağımsız ve etkili biçimde soruşturulması gerektiğini belirten Öztürk, denetim raporlarında yer alan tespitlerin de kamuoyunu tatmin edecek şekilde açıklığa kavuşturulması gerektiğini ifade etti.

Öztürk, kamu zararına yol açıldığı tespit edilmesi halinde sorumlular hakkında gerekli hukuki süreçlerin işletilmesi gerektiğini söyledi.

Bu noktada temel ölçütün kişinin siyasi veya bürokratik konumu değil, somut deliller ve hukuki süreç olması gerektiğini savunan Öztürk, kamu kaynaklarının kullanımında şeffaflığın önemine dikkat çekti.

“Kimseyi mahkeme kararı olmadan suçlu ilan etmiyoruz”

Açıklamasında masumiyet karinesine özellikle vurgu yapan Öztürk, herhangi bir kişi hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadan suçlu ilan edilmemesi gerektiğini söyledi.

Öztürk, yaklaşımının herhangi bir kişiyi hedef almak olmadığını belirterek:

“Burada kimseyi mahkeme kararı olmadan suçlu ilan etmiyoruz. Tam tersine, talep ettiğimiz şey tam olarak hukukun üstünlüğü ve masumiyet karinesinin herkes için eşit uygulanmasıdır.”

ifadelerini kullandı.

Öztürk, farklı alanlarda ortaya çıkan iddiaların da aynı hukuki yaklaşım içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Bu kapsamda bir vatandaş hakkında soruşturma bulunması halinde soruşturmanın yürütülmesi, yatırımcıların haklarının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların araştırılması ve kamu ihalelerinde hukuka aykırılık iddialarının incelenmesi gerektiğini belirtti.

“Makam, mevki, servet veya siyasi güç hukukun dışında alan sağlamamalı”

Tayfun Öztürk, açıklamasının devamında hukuk önünde eşitlik vurgusunu sürdürdü.

Öztürk’e göre soruşturma ve denetim süreçlerinde kişinin sahip olduğu makam, ekonomik güç veya siyasi konum belirleyici olmamalı.

Bu yaklaşımını şöyle ifade etti:

“Ama makam, mevki, servet veya siyasi güç hiç kimseye hukukun dışında bir alan sağlamasın.”

Öztürk, hukuk sistemine duyulan güvenin güçlendirilmesi açısından herkesin aynı hukuki standartlara tabi olduğuna ilişkin güçlü bir kamu algısının oluşmasının önem taşıdığını belirtti.

“Mesele intikam değil”

Açıklamasında kullandığı ifadelerin herhangi bir kişi veya gruba yönelik intikam çağrısı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Öztürk, taleplerinin temelinde daha güçlü denetim ve şeffaflık bulunduğunu söyledi.

Öztürk:

“Çünkü mesele intikam değil. Mesele birilerini hedef göstermek de değil.”

diyerek açıklamasının temel amacının kamu yönetiminde hesap verebilirlik mekanizmalarının güçlendirilmesi olduğunu ifade etti.

“Vatandaşın cebinden çıkan her kuruşun hesabı sorulabilmeli”

Kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin denetimin önemine dikkat çeken Öztürk, vatandaşın ödediği vergiler ve kamu kaynakları üzerinden gerçekleştirilen harcamaların şeffaf olması gerektiğini savundu.

Öztürk, kamu gücünü kullanan kişilerin yaptıkları işlemlerin de aynı ölçüde denetlenebilmesi gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

“Vatandaşın cebinden çıkan her kuruşun hesabı sorulabiliyorsa, kamu gücünü kullananların yaptığı işlemlerin hesabı da aynı şeffaflıkla sorulabilmeli.”

Öztürk, bu yaklaşımın yalnızca siyasi iktidar açısından değil, kamu gücü kullanan bütün kişi ve kurumlar açısından geçerli olması gerektiğini ifade etti.

Ekonomik sıkıntılara dikkat çekti

Açıklamasında ekonomik sıkıntılar nedeniyle temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan vatandaşların durumuna da dikkat çeken Öztürk, insanların çocuklarının sofrasına temel gıda ürünlerini götürmekte zorlandığı bir ortamda kamu kaynaklarının ve vatandaşların birikimlerinin nasıl kullanıldığının daha fazla önem kazandığını savundu.

Öztürk, ekonomik sorunlarla hukuk ve kamu yönetimindeki şeffaflık arasındaki bağlantıya dikkat çekerek, vatandaşların gelirleri ve birikimleri açısından doğrudan veya dolaylı sonuç doğurabilecek süreçlerin titizlikle incelenmesi gerektiğini söyledi.

Kamu görevlileri için de hesap verebilirlik vurgusu

Öztürk, açıklamasında kamu görevlilerinin sorumluluğu konusunda da değerlendirmelerde bulundu.

Bir bakan, bakan yardımcısı, bürokrat veya başka bir kamu görevlisi hakkında somut bir iddia ve delil bulunması halinde, kişinin sahip olduğu makamın soruşturma süreçlerinin önünde bir engel oluşturmaması gerektiğini belirtti.

Bu noktada da kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadan herhangi bir kişinin suçlu ilan edilmemesi gerektiğini yineleyen Öztürk, soruşturma ve yargılama süreçlerinin hukuk kuralları çerçevesinde yürütülmesinin önemine dikkat çekti.

Öztürk, kamu görevinin kişiye ayrıcalık sağlamak yerine topluma karşı sorumluluk yüklediğini belirterek:

“Çünkü kamu görevi bir ayrıcalık değil, emanettir.”

dedi.

“Milletin parasını ve yetkisini kullanırken hukuka uygun davrandınız mı?”

Açıklamasının sonunda kamu görevi yapan herkes açısından hesap verebilirlik ilkesinin önemine dikkat çeken Öztürk, kamu gücünü kullanan kişilerin yaptıkları işlemler konusunda topluma karşı sorumluluk taşıdığını ifade etti.

Öztürk, açıklamasını şu soruyla tamamladı:

“Milletin parasını ve yetkisini kullanırken, hukuka ve vicdanınıza uygun davrandınız mı?”

Öztürk, Türkiye’nin ihtiyacının daha fazla siyasi gerilim veya öfke değil; daha güçlü denetim, daha fazla şeffaflık ve herkes açısından eşit hukuk olduğunu savundu.

DEVA Partisi İl Başkanı Tayfun Öztürk, açıklamasının son bölümünde yaklaşımını üç başlıkta özetleyerek “Daha fazla şeffaflık. Daha güçlü denetim. Ve herkes için eşit hukuk.” ifadelerini kullandı.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.