İşçi Haklarını Her Yerde Sadece O Savunuyor!

İşçi Haklarını Her Yerde Sadece O Savunuyor!
Yayınlama: 17.03.2026
A+
A-

Türkiye’de derinleşen ekonomik kriz, artan güvencesizlik ve işçi sınıfının yıllardır biriken öfkesi, bu kez Bursa’nın Keles ilçesine bağlı Başak Mahallesi için kurulan iftar sofrasında sert bir dille dışa vuruldu. Başaklı gençlerin organize ettiği program, sıradan bir dayanışma yemeğinin çok ötesine geçerek, mevcut düzene yönelik açık bir hesaplaşma kürsüsüne dönüştü.

İşçi Haklarını Koruma Derneği (İŞCİDER) Genel Başkanı İsmail Doru ve Genel Sekreter Ekrem Aplay’ın katılımıyla gerçekleşen buluşmada, işçi haklarının gasp edilmesine, sosyal adaletsizliğe ve siyasi temsil krizine yönelik sert eleştiriler peş peşe sıralandı.

7

“Bu düzen işçiyi eziyor, gençliği susturmak istiyor”

Kürsüye çıkan İsmail Doru, konuşmasına alışılmışın dışında sert bir tonla başladı:
“Gençlik varsa gelecek vardır ama bu düzen gençliği ya işsizliğe ya da sessizliğe mahkûm etmek istiyor” diyerek mevcut tabloya meydan okudu.

İşçi sınıfının bugün sahip olduğu hakların masa başında değil, sokakta, bedel ödenerek kazanıldığını vurgulayan Doru,
“Bugün bize ‘verilmiş’ gibi gösterilen haklar, aslında söke söke alınmıştır. Ama aynı haklar bugün parça parça geri alınıyor” ifadeleriyle tepki gösterdi.

2008 yasasına sert çıkış: “Bu bir miras değil, açık bir yük”

Doru’nun hedefinde özellikle 2008’de yürürlüğe giren sosyal güvenlik düzenlemeleri vardı. Bu yasayı açık bir şekilde eleştiren Doru,
“Bu yasa işçi sınıfına bırakılmış bir miras değil, sırtına yüklenmiş bir yüktür. Açıkça söylüyorum: Bu bir zulüm düzenlemesidir” dedi.

Geçmişte bu düzenlemeye karşı yeterince güçlü bir direniş sergilenemediğini kabul eden Doru,
“Belki bize kızacaksınız ama gerçek bu. Ancak bugün susma lüksümüz yok. Bu düzenle hesaplaşmak zorundayız” diyerek mücadele çağrısını sertleştirdi.

“Kendi ipimizi kendimiz çekiyoruz”

Türkiye’deki siyasal yapıyı da doğrudan hedef alan Doru, doğuda feodal ilişkilerin, batıda ise sermaye odaklarının siyaseti belirlediğini dile getirerek şu ifadeleri kullandı:
“Meclise gönderilenlerin kimlerin işaret ettiği ortada. Doğuda ağalar, batıda kapitalistler… Biz ise sadece izliyoruz. Açık konuşayım: Kendi ipimizi kendimiz çekiyoruz.”

“Artık seyirci değil, aktör olma zamanı”

Doru’nun en dikkat çekici çıkışı ise siyasi temsil çağrısı oldu.
“Yönetilen değil yöneten olmak zorundayız. Bu böyle gitmez” diyen Doru, Bursa’dan başlayarak Türkiye genelinde bağımsız milletvekili hareketi başlatılması gerektiğini savundu:
“Her ilden bir bağımsız aday çıkararak bu düzene ‘biz de varız’ demek zorundayız. Yoksa bu çark hepimizi ezecek.”

Yerelden yükselen destek: “Gençliğin arkasındayız”

Programda söz alan Başak Derneği Başkanı Adem Ağlan, organizasyona katılanlara teşekkür ederken birlik mesajı verdi.

Başak Mahallesi Muhtarı Alihsan Kaymaz ise gençlere açık destek vererek,
“Bu gençlik yalnız değil. Ne yaparlarsa yapsınlar, sonuna kadar yanlarındayız” dedi.

Gençlik Başkanı H. İbrahim Kaymaz da konuşmasında faaliyetlerini sıralarken, köy girişine büyük bir Türk bayrağı asacaklarını açıklayarak kararlılık mesajı verdi. Bu çıkış, katılımcılar tarafından güçlü alkışlarla karşılandı.

İftar değil, açık bir mücadele çağrısı

Gece boyunca verilen mesajlar, klasik bir iftar programının sınırlarını aşarak açık bir toplumsal uyarıya dönüştü. İşçi haklarının geriletilmesine, gençliğin geleceksizliğe itilmesine ve halkın siyaset dışına itildiği düzene karşı sert bir duruş sergilendi.

Başak Mahallesi’nden yükselen bu sert ses, sadece yerel bir etkinlik olarak kalmadı; işçi sınıfının biriken öfkesinin ve değişim talebinin yüksek perdeden dile getirildiği bir çıkış olarak kayıtlara geçti.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.