Türk Makine İhracatı: 2026 İlk 7 Ay Değerlendirmesi

Türk Makine İhracatı: 2026 İlk 7 Ay Değerlendirmesi
Yayınlama: 20.08.2026
A+
A-

2026 yılının ocak-temmuz döneminde Türkiye makine sektörü ihracatı, geçen yılın aynı dönemine göre değer bazında %1,7 artışla 16,5 milyar dolara ulaştı. Miktar olarak gerileme yaşanırken, ihracat birim fiyatlarındaki %9’luk yükseliş toplam değere olumlu katkı sağladı.

Sektör, özellikle Suriye pazarındaki yeniden yapılanma sürecinin getirdiği ticari fırsatlara odaklanırken, finansman ve gümrük uygulamalarında rekabetçiliği güçlendirecek düzenlemeler talep ediyor.





Öne çıkan pazarlar ve performans

Almanya ve ABD makine ihracatında ilk iki sırayı korudu; Almanya’ya ihracat %8,4 artışla yaklaşık 2 milyar dolara yaklaşırken, ABD’ye ihracat %28,9 artışla 1,4 milyar dolara ulaştı. Suriye pazarı ise dikkat çeken diğer bir destinasyon oldu: 7 aylık dönemde Türkiye’nin Suriye’ye makine ihracatı yaklaşık 95 milyon dolara yükseldi ve bu rakam geçen yılın aynı dönemine göre %51,4 artış gösterdi.

Suriye’de artan talep ve Türk sektörünün konumu

MAİB Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz, Suriye’nin yeniden yapılanma adımlarıyla birlikte sivil sanayi altyapısına yönelik makine talebinin hızla arttığını vurguladı. 2025 itibarıyla Suriye’nin makine ithalatı önceki yıla göre iki katına çıkarak 378 milyon dolara ulaştı; bu durum, ülkede altyapı ve teknolojik yenilenme ihtiyacının büyüdüğünü gösteriyor.

Yılmaz, Türkiye’nin 2010’da Suriye pazarında beşinci sırada olduğuna işaret ederek, 2025’te ihracatını %174,6 artırıp 148 milyon dolara çıkararak Çin’i geride bıraktığını ve lider konuma yükseldiğini belirtti. Özellikle metal, plastik, gıda ve tekstil makinelerinde artan talep ve yoğunlaşan rekabet sektörü şekillendiriyor.

Finansman, risk sınıflandırması ve Eximbank talepleri

Risk sınıflandırması ve finansman imkanları, ihracatçılar için belirleyici konular arasında. Yılmaz, Suriye’nin Türk Eximbank risk sınıflandırmasında en yüksek risk grubunda (7) yer almasının yüksek primler nedeniyle firmaları zorladığını belirtti. Alıcı kredisi mekanizmasının kapalı olması da Avrupalı rakiplere göre Türk firmalarını dezavantajlı duruma sokuyor.

Yılmaz’ın önerisi özetle şu: Suriye’nin Eximbank nezdinde riskli ülkeler kapsamından çıkarılması, ihracat kredi sigortası süreçlerinde esneklik sağlanması ve pazar özelinde Eximbank destek mekanizmalarının hızlıca kurgulanması gerekiyor. Bu adımlar, ihracatçıların risk primi yükünü hafifletecek ve rekabet gücünü artıracaktır.

Gümrük uygulamaları ve ödeme kanalları

Üye şirketlerle yapılan istişarelere göre, Suriye gümrüklerinde ton başına alınan vergilerin 10 kata çıkması ve Türk ürünlerinin Uzak Asya menşeli ürünlerle aynı tarifeye tabi tutulması bazı alt sektörlerde maliyet baskısını artırıyor. Özellikle büyük ve ağır makinelerde hem ağırlık hem değer üzerinden vergilendirmenin çifte maliyet yarattığı vurgulanıyor.

Ödeme kanallarında ise doğrudan bankacılık kanallarının çalışmaması nedeniyle gerçekleştirilen döviz transferlerinin döviz dönüşüm desteklerinden faydalanmayı engellediği belirtiliyor. Yılmaz, bu sorunların çözümsüz olmadığını ve ilgili bakanlıkların kademeli çalışmalar yürüttüğünü ifade etti.

Sahadaki varlık ve fuar hazırlıkları

Türk firmalarının Suriye pazarındaki kalıcı varlığını sürdürmesinin önemine dikkat çekildi. Alıcıların rakip ülkelerin markajına girmesini önlemek ve ticari ilişkileri güçlendirmek amacıyla sahada aktif olunması gerektiği belirtildi.

Bu amaçla, ağustos sonunda düzenlenecek 63. Şam Uluslararası Fuarı’na Türkiye’nin milli katılım organizasyonu ile hazırlanılıyor. Fuarın Türk ve Suriyeli firmalar arasında doğrudan temas ve işbirliği fırsatları sunacağı ifade edildi.

MAİB’in değerlendirmesi: Türk makineciler, Suriye’nin yeniden sanayileşme ve altyapı ihtiyacında etkin rol üstlenmeye hazır. Ancak bu potansiyelin sürdürülebilir hale gelmesi için finansal destek mekanizmalarında, gümrük düzenlemelerinde ve ödeme kanallarında iyileştirmelere ihtiyaç olduğu vurgulanıyor.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.