Fon Tasfiyesinde Adaletsizlik ve Çözüm Önerileri
Türkiye sermaye piyasalarında 7 portföy yönetim şirketi ve 131 fonun tasfiyesine yol açan çöküş, küçük tasarruf sahiplerini yeni bir mağduriyet sarmalına itiyor. Yetkililerin aylar öncesinden haberdar olduğuna dair iddialar, yaşananların yalnızca piyasa riskiyle açıklanamayacağını gösteriyor.
Ekonomist Kerim Rota, bu krizi Gabriel García Márquez’in Kırmızı Pazartesi’sindeki herkesin bildiği cinayete benzetiyor; fark şu ki, burada yetkililer durumu önleyebilecek bilgiye sahipti ama müdahale etmediği öne sürülüyor.
Tasfiye Mekanizmasının Adaletsiz Etkisi
Tasfiye yönteminin mevcut uygulaması, ilk hareket edenleri ödüllendirirken geride kalan yatırımcıların zararını büyütüyor. Rota, tasfiye edilen 131 fondan çoğunda saklayıcı bankanın açıklayacağı fon değerinin bazı yatırımcılara verileceğini ancak Ponzi benzeri yapılarda mağduriyetin çok ağır olacağını belirtiyor.
Tera Portföy örneğinde en büyük sorun, fon varlıkları elden çıkarken geride kalanların haklarının hızla erimesi. Rota, tasfiye sürecini iki kap metaforu ile anlatıyor: birinci kap çıkış talimatı verenleri, ikinci kap ise fonda bekleyenleri temsil ediyor; ilk kaptaki talepler karşılandıkça ikinci kaptakilerin ekonomik değeri azalıyor.
İçeriden Bilgi ve Erken Çıkış Ayrımı
Şişirilmiş hisse değerleri düştükçe fonun varlık havuzu küçülür, buna karşın geçmiş ödeme yükümlülükleri sabit kalır. Bu durum, erken davrananların parasını kurtardığı; bekleyenlerin ise neredeyse her şeyini kaybettiği bir adaletsizlik yaratıyor. Rota, fon yöneticileri ve sistemi kuranların erken uyarıyı hissedip kendi hesaplarını korumuş olma ihtimalini sorguluyor.
Medyada haberlerin yayılmasıyla bazı yatırımcılar şanslı şekilde tasarruflarını kurtardı; bazılarının ise emir vermesine rağmen sistemsel kısıtlar nedeniyle tahsilat yapamadığı, hatta küçük tasarruf sahiplerinin bir kısmının hiç emir iletemediği belirtiliyor.
Adil Tasfiye İçin Öneriler
Rota ve piyasa tecrübesi yüksek uzmanlar, mevcut mevzuatın adil paylaşımı sağlayacak kuralları içermediğini vurguluyor. Öneriler arasında şunlar yer alıyor:
- Net Investment Method gibi fiilen giren ve çıkan paraya dayalı hesaplama yöntemlerinin uygulanması,
- Fona haksız yük bindiren portföy yönetim ücretlerinin geri alınarak mağdur havuzuna aktarılması,
- Şişirilmiş kazançların stopaj sonrası kalan kısmının fon tazmin havuzuna iade edilmesi,
- Sistemi kuranların mal varlığından yapılacak tahsilatların mağdur fon havuzuna yönlendirilmesi.
Rota, siyasi iradenin isterse kriz için özel bir yasal düzenleme çıkarabileceğini; örneğin AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığı bir ortamda bile siyasi kararlılıkla adil çözümler üretilebileceğini savunuyor.
Madoff Örneği ve Türkiye İçin Uygulanabilirliği
Bernie Madoff tasfiye sürecinde uygulanan yöntemlere dikkat çeken Rota, Irving Picard’ın sistemde fiilen giren ve çıkan parayı esas alan Net Investment Method ile önemli tahsilatlar yapıp mağdurlara yüksek ödeme oranları sağladığını hatırlatıyor. Türkiye için öneri, sisteme giren ve çıkan paraların bugünkü satın alma gücüne endekslenerek benzer bir kurtarma modeli kurulmasıdır.
TLY fonu özelinde, Mart 2021’den Temmuz 2025’e kadar 524 kat artış gösteren değerin reel olmayan, arkadan gelen paradan kaynaklanan bir artış olduğu; bu tür fahiş kazançların geri alınarak mağduriyete aktarılması gerektiği vurgulanıyor.
Piyasa Dinamikleri ve Likidite Sorunları
Şişirilmiş hisselerin normal piyasa dinamiklerinde gerçek defter değerlerine gerilemesinin uzun zaman alacağı kaydediliyor. Destek Faktoring örneğinde, mevcut işlem marjlarıyla defter değerine inebilmek için onlarca işlem günü gerekebileceği; bu nedenle özel işlem mekanizmaları veya farklı fiyat marjlarının işletilmesinin zorunlu olacağı ifade ediliyor.
Rota, geçmişte banker tasfiye kurullarında sadece defterlerin kapatıldığını; yüksek enflasyon nedeniyle tazminatların gerçek satın alma gücünü karşılamadığını hatırlatarak, bu defa yalnızca muhasebe kitaplarının değil, mağduriyetleri giderip vicdanları da rahatlatacak bir yaklaşım gerektiğini vurguluyor.
Merkezi Kayıt Kayıtları ve Şeffaflık Talebi
Rota, kimlerin ne zaman ve ne kadar yatırım yaptığı, kimin fahiş değer artışlarından faydalandığı ve TEFAS’a açıldıktan sonra kimlerin erken çıkış yaptığı gibi bilgilerin Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) kayıtlarında bulunduğunu belirtiyor. Asıl tartışılması gerekenin, sistemden erkenden ne kadar büyük kazançlarla çıkanların tespit edilmesi olduğu vurgulanıyor.
Sonuç olarak, bu kriz sembolik bir muhasebe kapanışından daha fazlasını gerektiriyor: adil bir tasfiye rejimi, içeriden bilgiyle avantaj sağlanmasını önleyecek tedbirler ve mağdurları gerçek değerleriyle telafi edecek düzenlemeler hayata geçirilmelidir.