“Okullar Ders Ziliyle Değil, Çözümsüzlükle Açılıyor”
Eğitim Sen Şube Başkanı Derviş Erdem, 2026-2027 eğitim-öğretim yılının başlaması öncesinde Türkiye’de eğitim alanında yaşanan sorunlara dikkat çekerek, milyonlarca öğrenci, veli ve eğitim emekçisinin yeni eğitim yılına ağır ekonomik ve yapısal sorunlarla girdiğini söyledi. Erdem, “Okullar ders ziliyle değil, çözümsüzlükle açılıyor. Eğitimin, öğrencilerin, velilerin ve eğitim emekçilerinin gerçek sorunları görmezden gelinemez” dedi.
2026-2027 eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte milyonlarca öğrenci ders başı yaparken, eğitim sisteminde yıllardır çözülemeyen sorunlar da yeniden gündemin merkezine taşındı. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Şube Başkanı Derviş Erdem, yeni eğitim yılı öncesinde yaptığı değerlendirmede; ekonomik kriz, eğitim harcamalarındaki artış, okulların fiziki ve hijyen koşulları, öğretmenlerin çalışma şartları, güvencesiz istihdam, norm kadro uygulamaları, müfredat değişiklikleri ve kamusal eğitime ayrılan kaynakların yetersizliği başta olmak üzere çok sayıda soruna dikkat çekti.
Erdem’e göre Türkiye’de eğitim sistemi, uzun süredir uygulanan politikalar nedeniyle kamusal niteliğini giderek kaybederken, eğitim hizmetlerinin piyasalaştırılması, eğitimin dinselleştirilmesi ve eğitim emekçilerinin çalışma koşullarının güvencesiz hale getirilmesi ciddi bir kriz tablosu oluşturuyor.
“Eğitim sistemi yapısal bir krizle karşı karşıya”
Eğitim Sen Şube Başkanı Derviş Erdem, 2026-2027 eğitim-öğretim yılının yalnızca yeni bir ders yılının başlangıcı olmadığını, aynı zamanda eğitim sisteminde biriken sorunların daha da görünür hale geldiği bir dönem olduğunu belirtti.
Erdem, milyonlarca öğrencinin ve eğitim emekçisinin okullara döndüğü bir dönemde velilerin ise daha eğitim yılı başlamadan ciddi ekonomik yüklerle karşı karşıya kaldığını ifade ederek, eğitim hakkının ailelerin ekonomik gücüne bağlı hale gelmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Erdem, okulların fiziki altyapı, temizlik, güvenlik, bakım ve onarım sorunlarının devam ettiğini, öğrencilerin ise en temel ihtiyaçlardan biri olan sağlıklı beslenme ve temiz içme suyuna erişimde dahi sorun yaşadığını belirtti.
“Bir öğrencinin eğitim hakkından tam olarak yararlanabilmesi yalnızca sınıfta ders görmesiyle mümkün değildir” değerlendirmesinde bulunan Erdem, okulun temiz, güvenli ve sağlıklı olması, öğrencinin yeterli beslenebilmesi ve temel eğitim materyallerine ücretsiz ulaşabilmesinin de eğitim hakkının ayrılmaz parçaları olduğunu ifade etti.
“MEB’in önceliği öğretmenin kıyafeti değil, eğitim hakkı olmalı”
Eğitim Sen Şube Başkanı Derviş Erdem, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan 2026/70 sayılı ve “2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler” konulu Genelgeye de tepki gösterdi.
Erdem, Bakanlığın eğitim sisteminin temel ekonomik, sosyal ve pedagojik sorunlarına çözüm üretmek yerine daha çok biçimsel, denetimci ve ideolojik düzenlemelere ağırlık verdiğini savundu.
Öğretmenlerin öncelikli ihtiyacının önlük uygulaması ya da kılık-kıyafet üzerinden gerçekleştirilen düzenlemeler olmadığını belirten Erdem, öğretmenin mesleki saygınlığının kıyafetiyle değil, emeği, bilgi birikimi, mesleki özerkliği, ekonomik koşulları ve çalışma güvencesiyle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Erdem, eğitim emekçilerinin biçimsel kurallar üzerinden denetlenmesini ve baskı altına alınmasını kabul etmediklerini ifade etti.
“Norm kadro fazlası öğretmenlerin iradeleri dışında görevlendirilmesi kabul edilemez”
Yeni eğitim-öğretim yılında eğitim emekçilerinin karşı karşıya bulunduğu önemli sorunlardan birinin de norm kadro uygulamaları olduğunu belirten Erdem, norm kadro fazlası öğretmenlerin resen görevlendirilmesinin öğretmenlerin çalışma güvencesi açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu söyledi.
Erdem, plansız öğretmen istihdamının, yanlış norm kadro politikalarının ve idari planlama eksikliklerinin sorumluluğunun öğretmenlere yüklenemeyeceğini belirterek, öğretmenlerin yıllar içerisinde edindikleri mesleki deneyim, diplomaları ve uzmanlık alanlarının göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.
Millî Eğitim Akademisi üzerinden yapılmak istenen düzenlemelerin ve alan değişikliklerinin de eğitim emekçilerinin iradesi dışında gerçekleşmemesi gerektiğini ifade eden Erdem, öğretmenlerin mesleki birikimlerini işlevsizleştirecek uygulamalardan vazgeçilmesi çağrısında bulundu.
“Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni kabul etmiyoruz”
Eğitim Sen’in eleştirdiği başlıklardan birinin de “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” olduğunu belirten Derviş Erdem, yeni müfredat anlayışının bilimsel ve laik eğitim ilkelerinden uzaklaşma riski taşıdığını savundu.
Erdem, eğitim sisteminin öğrencilerin eleştirel ve sorgulayıcı düşünme becerilerini geliştirmesi gerektiğini belirterek, belirli değer ve ideolojik kalıpların merkeze alındığı bir eğitim anlayışını kabul etmediklerini ifade etti.
Eğitim programlarının bilimsel, laik, demokratik, cinsiyet eşitlikçi, kapsayıcı ve anadilinde eğitim hakkını esas alan bir anlayışla hazırlanması gerektiğini söyleyen Erdem, eğitim politikalarının toplumun farklı kesimlerinin ihtiyaçlarını gözetmesi gerektiğini vurguladı.
“Kayıt parası alınmıyor deniliyor ama okullar bütçesiz bırakılıyor”
Devlet okullarında velilerden kayıt parası ya da zorunlu bağış alınmayacağı yönündeki açıklamaların, okullara yeterli ve doğrudan bütçe aktarılmadığı sürece gerçek anlamda karşılık bulamayacağını belirten Erdem, eğitim finansmanının giderek velilerin omuzlarına bırakıldığına dikkat çekti.
Okulların temizlik, güvenlik, bakım-onarım, kırtasiye, elektrik, su ve diğer temel ihtiyaçları için yeterli kaynak ayrılmadığında okul yönetimlerinin çeşitli yollarla velilerden destek istemek zorunda kaldığını belirten Erdem, bunun eğitimde fırsat eşitliğini ciddi biçimde zedelediğini söyledi.
Erdem, “Parasız eğitim” ilkesinin yalnızca mevzuatta yer alan bir ifade olmaktan çıkarılması ve kamu okullarının ihtiyaçlarının doğrudan kamu bütçesinden karşılanması gerektiğini ifade etti.
Velilerin eğitim masrafları giderek ağırlaşıyor
2026-2027 eğitim-öğretim yılının veliler açısından önemli bir ekonomik yükle başladığına dikkat çeken Erdem, kırtasiye malzemeleri, çanta, okul kıyafeti, ayakkabı, servis, ulaşım, beslenme ve yardımcı kaynaklar gibi giderlerin aile bütçelerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu söyledi.
Eğitim Sen’in ortaya koyduğu verilere göre yıllık başlangıç kırtasiye giderleri kademelere göre şu seviyelere ulaşıyor:
| Okul Kademesi | 2024-2025 | 2025-2026 | 2026-2027 | Yıllık Artış |
|---|---|---|---|---|
| İlkokul | 1.800-2.400 TL | 2.800-3.800 TL | 4.200-5.800 TL | ~%51 |
| Ortaokul | 2.500-3.500 TL | 4.000-5.800 TL | 5.800-8.200 TL | ~%43 |
| Lise | 2.800-4.000 TL | 4.000-5.800 TL | 6.500-9.500 TL | ~%63 |
Bu rakamlara okul çantası, kıyafet ve ayakkabı gibi diğer başlangıç giderleri eklendiğinde ailelerin karşı karşıya kaldığı toplam maliyet daha da yükseliyor.
İlkokul öğrencileri için kırtasiye, çanta, okul kıyafeti, beden eğitimi kıyafeti ve ayakkabı giderleriyle birlikte başlangıç maliyetinin yaklaşık 6.700-9.600 TL seviyesine çıktığını belirten Eğitim Sen, ortaokul öğrencilerinde bu maliyetin 8.800-12.700 TL, lise öğrencilerinde ise 10.000-14.700 TL aralığına ulaştığına dikkat çekiyor.
Üstelik söz konusu rakamların servis, ulaşım, beslenme, kantin, yardımcı kaynaklar ve eğitim yılı boyunca ortaya çıkabilecek diğer giderleri içermediği belirtiliyor.
Birden fazla çocuğu eğitim gören ailelerde ekonomik yükün çok daha ağır hale geldiğini ifade eden Erdem, ailenin gelir düzeyinin çocuğun hangi eğitim materyaline ulaşacağını, nasıl besleneceğini ve hangi eğitim olanaklarından yararlanacağını belirler hale gelmesinin doğrudan eğitim hakkı açısından ciddi bir sorun olduğunu söyledi.
“Çocukların beslenmesi sosyal yardım değil, temel haktır”
Ekonomik krizin çocuklar üzerindeki en ağır sonuçlarından birinin beslenme sorunu olduğunu belirten Derviş Erdem, çok sayıda öğrencinin yeterli ve dengeli beslenemeden okula gitmek zorunda kaldığını söyledi.
Erdem, okullarda tüm öğrencilere ayrım yapılmaksızın en az bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek verilmesi gerektiğini ifade ederek, temiz içme suyunun da bütün öğrenciler için ücretsiz ve erişilebilir olması gerektiğini vurguladı.
“Ücretsiz yemek bir yardım değildir” anlayışını savunan Eğitim Sen, çocukların sağlıklı beslenmesinin temel bir hak olduğunu belirtiyor.
“Eğitim emekçileri de ekonomik kriz altında eziliyor”
Yeni eğitim-öğretim yılında eğitim emekçilerinin yaşadığı ekonomik sorunlara da dikkat çeken Erdem, öğretmenlerin ve diğer eğitim çalışanlarının satın alma gücünün ciddi biçimde gerilediğini ifade etti.
Eğitim emekçilerinin yoksulluk sınırının altında kalan ücretlerle yaşam mücadelesi verdiğini belirten Erdem, sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik gibi güvencesiz çalışma biçimlerinin kalıcı hale getirilmesinin çalışma barışını bozduğunu söyledi.
Aynı işi yapan eğitim emekçilerinin farklı statülere, ücretlere ve özlük haklarına tabi tutulmasının kabul edilemez olduğunu belirten Erdem, eğitim emekçilerinin ihtiyacının unvan ve hiyerarşi yarışı değil; eşit işe eşit ücret, güvenceli istihdam, mesleki özerklik ve insanca yaşam koşulları olduğunu vurguladı.
“Öğretmenlikte hiyerarşik yapı çalışma barışını bozuyor”
Öğretmenlik Mesleği Kanunu ile öğretmenlerin “öğretmen”, “uzman öğretmen” ve “başöğretmen” şeklinde hiyerarşik biçimde ayrıştırılmasına da tepki gösteren Erdem, bu uygulamanın öğretmenlik mesleğinin bütünlüğüne ve çalışma barışına zarar verdiğini savundu.
Erdem, öğretmenlerin ekonomik ve sosyal haklarının geliştirilmesi gerektiğini belirterek, eğitim emekçilerini birbirleriyle unvan ve ücret farklılıkları üzerinden karşı karşıya getiren anlayış yerine, bütün eğitim çalışanlarının haklarını güvence altına alan bir sistem kurulması gerektiğini ifade etti.
Eğitim Sen’den iktidara ve MEB’e kapsamlı çağrı
Eğitim Sen Şube Başkanı Derviş Erdem, 2026-2027 eğitim-öğretim yılının başlaması dolayısıyla siyasi iktidara ve Millî Eğitim Bakanlığı’na çeşitli başlıklarda çağrıda bulundu.
Eğitim Sen’in talepleri arasında eğitim emekçilerinin ücretlerinin yoksulluk sınırının üzerine çıkarılması, güvencesiz istihdam biçimlerinin kaldırılması ve tüm eğitim emekçilerinin kadrolu ve güvenceli olarak istihdam edilmesi bulunuyor.
Sendika ayrıca her okula ihtiyacı oranında doğrudan ve yeterli bütçe ayrılmasını, temizlik, güvenlik ve yardımcı hizmetler için gerekli personelin kadrolu olarak istihdam edilmesini istiyor.
Öğrencilere en az bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek verilmesi, ücretsiz temiz içme suyu sağlanması, temel kırtasiye ve eğitim materyallerinin ücretsiz karşılanması da talepler arasında yer alıyor.
Eğitim Sen, kayıt parası ve zorunlu bağış uygulamalarının sona erdirilmesi için kamu okullarının temel giderlerinin merkezi bütçeden karşılanmasını, okul servis ve ulaşım giderlerinin kamusal olarak desteklenmesini ve yardımcı eğitim materyallerinin ücretsiz hale getirilmesini talep ediyor.
Sendikanın bir diğer temel talebi ise eğitim programlarının bilimsel, laik, demokratik, cinsiyet eşitlikçi ve kapsayıcı bir anlayışla hazırlanması.
“Bakanlığın görevi öğretmenin ne giyeceğini belirlemek değil”
Eğitim Sen Şube Başkanı Derviş Erdem, eğitim politikalarının merkezine öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin gerçek ihtiyaçlarının konulması gerektiğini belirterek, Millî Eğitim Bakanlığı’nın önceliğinin öğretmenlerin kıyafetleri veya biçimsel uygulamalar olmaması gerektiğini söyledi.
Erdem, Bakanlığın temel görevinin her çocuğun nitelikli eğitime erişimini sağlamak, eğitimde fırsat eşitliğini güvence altına almak ve eğitim emekçilerine güvenceli çalışma koşulları sunmak olduğunu vurguladı.
“Çocukların hangi ailede doğduğu alacağı eğitimi belirlememeli” diyen Erdem, eğitim sisteminin ekonomik eşitsizlikleri yeniden üreten değil, bu eşitsizlikleri ortadan kaldıran bir kamu hizmeti olması gerektiğini ifade etti.
“Eğitim harcamaları velilerin omuzlarına bırakılamaz”
Eğitim Sen’e göre yeni eğitim yılının ortaya koyduğu tablo, eğitim politikalarının ekonomik boyutuyla birlikte değerlendirilmesini zorunlu kılıyor.
Okulların yeterli bütçeden yoksun bırakılması, eğitim harcamalarının velilere yüklenmesi, eğitim emekçilerinin güvencesizleştirilmesi ve öğrencilerin temel ihtiyaçlarının karşılanmaması birbirinden bağımsız sorunlar olarak değil, aynı eğitim politikalarının sonuçları olarak değerlendiriliyor.
Erdem, kamusal eğitimin güçlendirilmesi halinde öğrencilerin ailelerinin gelir düzeyinden bağımsız biçimde nitelikli eğitime erişebileceğini belirterek, velilerin çocuklarını okutabilmek için borçlanmak zorunda kalmadığı, öğretmenlerin geçinebilmek için ek iş aramak zorunda bırakılmadığı ve okulların temel ihtiyaçlarının velilerin cebinden değil kamu bütçesinden karşılandığı bir eğitim sisteminin mümkün olduğunu söyledi.
“Mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz”
Eğitim Sen Şube Başkanı Derviş Erdem, 2026-2027 eğitim-öğretim yılına ilişkin değerlendirmesinin sonunda, öğrencilerin eğitim hakkı, velilerin ekonomik yükünün azaltılması ve eğitim emekçilerinin insanca yaşam ve çalışma koşullarına kavuşması için mücadelelerini sürdüreceklerini ifade etti.
Erdem, eğitim politikalarının merkezine öğrencilerin, velilerin ve eğitim emekçilerinin gerçek ihtiyaçlarının konulması gerektiğini belirterek, kamusal eğitimin güçlendirilmesi çağrısını yineledi.
Eğitim Sen’in temel yaklaşımının; eğitimin herkes için parasız, kamusal, bilimsel, laik, demokratik, cinsiyet eşitlikçi, kapsayıcı ve anadilinde eğitim hakkını güvence altına alan bir yapıya kavuşturulması olduğunu belirten Erdem, bu ilkelerden vazgeçmeyeceklerini vurguladı.
Derviş Erdem’in açıklamasıyla birlikte Eğitim Sen, 2026-2027 eğitim-öğretim yılına ilişkin temel sorunun yalnızca okulların açılması olmadığını; asıl meselenin çocukların hangi koşullarda eğitim gördüğü, velilerin bu eğitimin maliyetini karşılayıp karşılayamadığı ve eğitim emekçilerinin hangi çalışma koşulları altında görev yaptığı olduğunu ortaya koydu. Sendika, eğitim hakkının ekonomik güce, ailenin gelir düzeyine veya okulun bulunduğu bölgeye göre değişmediği, kamusal kaynaklarla finanse edilen eşit ve nitelikli bir eğitim sistemi talebini yineledi.
Eğitim Sen, yeni eğitim-öğretim yılında da “parasız, kamusal, bilimsel, laik, demokratik, cinsiyet eşitlikçi ve anadilinde eğitim” talebi doğrultusunda mücadeleyi sürdüreceğini açıkladı.