Türkiye’de Alarm Zilleri Çalıyor

Türkiye’de Alarm Zilleri Çalıyor
Yayınlama: 09.06.2026
A+
A-

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk: “Türkiye’de Alarm Zilleri Çalıyor; Evler Fabrikalardan Daha Fazla Enerji Tüketiyor”

TÜİK’in açıkladığı 2024 Enerji Hesapları verileri, Türkiye ekonomisindeki yapısal bozulmayı tüm çıplaklığıyla ortaya koydu. DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, verilerin yalnızca enerji tüketimini değil, üretimin geldiği vahim noktayı gösterdiğini belirterek ekonomi yönetimine sert sözlerle yüklendi.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı 2024 Enerji Hesapları verileri, yıllardır sürdürülen ekonomi politikalarının üretim üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne serdi. Verilere göre Türkiye’de hanehalklarının enerji tüketimi ilk kez imalat sanayinin enerji tüketimini geride bıraktı. Hanehalklarının toplam enerji tüketimi 1.875 petajule ulaşırken, imalat sanayinin enerji tüketimi 1.779 petajulde kaldı.





DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, ortaya çıkan tablonun sıradan bir istatistik olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, bunun Türkiye ekonomisinin üretim kabiliyetinde yaşanan ciddi aşınmanın açık göstergesi olduğunu söyledi.

Öztürk, “Bir ülkenin geleceğini anlamak için bazen tek bir rakama bakmak yeterlidir. Bugün açıklanan enerji verileri bize çok net bir gerçeği söylüyor. Türkiye’de artık vatandaşın evini ısıtmak, ışığını yakmak ve günlük yaşamını sürdürmek için tükettiği enerji, fabrikaların üretim için harcadığı enerjiyi geçmiş durumda. Bu tablo ekonomik başarının değil, üretim gücündeki gerilemenin göstergesidir” dedi.

“Üreten Türkiye Yerine Tüketen Türkiye Tablosu Ortaya Çıktı”

Gelişmiş ve büyüyen ekonomilerde enerji tüketiminin büyük bölümünün sanayi ve üretim sektörlerinden kaynaklandığını vurgulayan Öztürk, Türkiye’nin ise ters yönde ilerlediğini ifade etti.

“Ekonomisi büyüyen ülkelerde fabrikalar tam kapasite çalışır, yeni yatırımlar yapılır, üretim artar, ihracat güçlenir. Bunun doğal sonucu olarak enerji tüketiminin önemli kısmını sanayi oluşturur. Ancak bugün Türkiye’de ortaya çıkan tablo bunun tam tersidir. Evler fabrikaların önüne geçmişse burada övünülecek değil, sorgulanacak bir durum vardır. Bu, üretim kapasitesinin yeterince büyüyemediğinin, sanayicinin giderek daha fazla baskı altında kaldığının ve ekonomik yapının sağlıksız bir noktaya sürüklendiğinin işaretidir.”

“Üretici Her Cepheden Kuşatılmış Durumda”

Ekonomi yönetiminin yıllardır üreticinin sorunlarına kalıcı çözümler üretmek yerine günü kurtarmaya yönelik politikalar izlediğini söyleyen Öztürk, sanayicinin her geçen gün daha ağır maliyetlerle karşı karşıya kaldığını belirtti.

“Bugün üretici yüksek elektrik faturaları altında eziliyor. Doğalgaz maliyetleri sürekli artıyor. Akaryakıt üzerindeki yüksek vergiler lojistik maliyetlerini katlıyor. İşveren yükselen SGK primleriyle mücadele ediyor. Finansmana erişim her geçen gün zorlaşıyor. Krediye ulaşabilen işletmeler ise tarihi seviyelere ulaşan faiz yükleriyle karşı karşıya kalıyor. Vergi yükleri her yıl biraz daha ağırlaşıyor. Bütün bunların sonucunda yatırımcı artık yeni fabrika kurmayı değil, mevcut tesisini ayakta tutabilmeyi başarı olarak görmeye başlamış durumda.”

“Bursa Sanayicisinin Gündeminde Yatırım Değil Hayatta Kalmak Var”

Türkiye’nin üretim merkezlerinden biri olan Bursa’da ekonomik sıkıntıların çok daha net hissedildiğini ifade eden Öztürk, sanayi kesiminde yatırım iştahının ciddi şekilde gerilediğini söyledi.

“Bursa, Türkiye’nin otomotivden tekstile, makineden yan sanayiye kadar birçok sektörde üretim üssü konumunda. Ancak bugün sahaya çıktığımızda sanayicinin yeni yatırım planlarını değil, artan maliyetleri konuştuğunu görüyoruz. Kapasite artırımı yerine gider azaltma hesapları yapılıyor. Yeni istihdam planları yerine mevcut çalışanları koruyabilmenin yolları aranıyor. Bu tablo sadece Bursa için değil, Türkiye ekonomisinin tamamı için ciddi bir alarmdır.”

“Fabrika Kaybederse Herkes Kaybeder”

Üretimin zayıflamasının yalnızca sanayiciyi değil toplumun tüm kesimlerini olumsuz etkilediğini vurgulayan Öztürk, ekonomik refahın temelinin üretim olduğunu söyledi.

“Bir ülke tüketerek değil üreterek zenginleşir. Fabrikaların bacaları daha az tüttüğünde sadece sanayici zarar görmez. İşçi işini kaybeder. Esnaf müşteri kaybeder. Gençler iş umudunu kaybeder. Şehirler ekonomik canlılığını kaybeder. Sonuçta ülke kaybeder. Bugün evlerin enerji tüketiminin fabrikaları geçmiş olması vatandaşın refah seviyesinin yükseldiğini değil, üretimin yeterince büyüyemediğini gösteren son derece önemli bir göstergedir.”

“Türkiye’nin Sorunu Enerji Değil, Üretimdir”

Türkiye’nin yeniden yatırım çekebilen, sanayicinin önünü görebildiği ve üretimin teşvik edildiği bir ekonomik iklime ihtiyaç duyduğunu belirten Öztürk, hükümete çağrıda bulundu.

“Üreticinin üzerindeki vergi ve maliyet yükleri hafifletilmelidir. Sanayiciye uzun vadeli öngörülebilirlik sağlayacak güven ortamı oluşturulmalıdır. Yatırımı cezalandıran değil teşvik eden politikalar hayata geçirilmelidir. Çünkü üretimin güç kaybettiği bir ekonomide kalıcı refah mümkün değildir.”

TÜİK’in açıkladığı verilerin ekonomi yönetimi açısından ciddi bir uyarı niteliği taşıdığını söyleyen Öztürk, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Bugün açıklanan rakamlar bize çok açık bir gerçeği gösteriyor. Türkiye’nin en büyük sorunu enerji değildir. Türkiye’nin en büyük sorunu üretimin giderek daha zor hale gelmesidir. Üretmeyen bir ülke büyüyemez. Üreticinin nefes alamadığı bir ülkede ise güçlü bir gelecek inşa edilemez. Türkiye’nin yeniden kalkınmasının yolu tüketimi değil üretimi merkeze alan ekonomik anlayıştan geçmektedir.”

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.